Block title
Block content
Eğer beşerin tahtelbahirleri âyât-ı Kur’âniyeden mevki isteseler, o dairenin tahtel-bahirleri, yani, bahr-i muhit-i havâîde ve esir denizinde yüzen zemin ve yıldızlar ona diyecekler: “Yanımızda senin yerin görünmeyecek derecede azdır.”

Eğer elektriğin parlak, yıldız-misal lâmbaları hakk-ı kelâm isteyerek âyetlere girmek isteseler, o dairenin elektrik lâmbaları olan şimşekler, şahaplar ve gökyüzünü ziynetlendiren yıldızlar ve misbahlar diyecekler: “Işığın nisbetinde bahis ve beyana girebilirsin.”

Eğer havârık-ı medeniyet, dekaik-ı san’at cihetinde haklarını isterlerse ve âyetlerden makam talep ederlerse, o vakit birtek sinek onlara “Susunuz,” diyecek. “Benim bir kanadım kadar hakkınız yoktur. Zira sizlerdeki, beşerin cüz-ü ihtiyarıyla kesb edilen bütün ince san’atlar ve bütün nazik cihazlar toplansa, benim küçücük vücudumdaki ince san’at ve nazenin cihazlar kadar acip olamaz.

اِنَّ الَّذِينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللهِ لَنْ يَخْلُقوُا ذُباَباً وَلَوِاجْتَمَعُوا لَهُ 1

ilh. âyeti sizi susturur.”

Eğer o harikalar, daire-i ubûdiyete gidip o daireden haklarını isterlerse, o zaman o daireden şöyle bir cevap alırlar ki:

“Sizin münasebetiniz bizimle pek azdır ve dairemize kolay giremezsiniz. Çünkü programımız budur ki: Dünya bir misafirhanedir. İnsan ise onda az duracaktır; ve vazifesi çok bir misafirdir ve kısa bir ömürde hayat-ı ebediyeye lâzım olan levâzımâtı tedarik etmekle mükelleftir. En ehem ve en elzem işler takdim edilecektir. Halbuki siz, ekseriyet itibarıyla, şu fâni dünyayı bir makarr-ı ebedî nokta-i nazarında ve gaflet perdesi altında, dünyaperestlik hissiyle işlenmiş bir suret, sizde görülüyor. Öyle ise, hakperestlik ve âhireti düşünmeklik esasları üzerine müesses olan ubûdiyetten hisseniz pek azdır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Allah’ı bırakıp da taptıklarınızın hepsi bir araya gelse, bir sinek bile yaratamazlar.” Hac Sûresi, 22:73.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acip : hayret verici, şaşırtıcı
arz : dünya
âyât-ı Kur’âniye : Kur’ân âyetleri
bahr-i muhit-i havâî : hava denizi
beşer : insan
beyan : açıklama
cirm : büyüklük
cüz-ü ihtiyar : insandaki çok az seçim gücü, irade
daire-i Rububiyet : Rablık dairesi
daire-i ubûdiyet : kulluk dairesi
dekaik-i san’at : san’at incelikleri
dünyaperestlik : dünyaya tutkunluk
ehem : en önemli
ekseriyet : çoğunluk
elzem : en lüzumlu
esir : kâinatı kapladığına inanılan ince madde
fâni : gelip geçici
gaflet : umursamazlık; âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına duyarsız kalma hali
hakk-ı kelâm : söz hakkı
hakperestlik : yalnız Allah’a kulluk etmek
havârık-ı medeniyet : medeniyet harikaları
hayat-ı ebediye : sonsuz hayat
kamer : ay
kesb etmek : kazanmak
levâzımât : gerekli olan şeyler
makarr-ı ebedî : sonsuza kadar kalınacak yer
mevki : yer
misbah : lâmba
müesses olmak : kurulmak
mükellef : yükümlü
nazenin : ince, duyarlı
nazik : ince, zarif
nisbet : oran
nokta-i nazar : bakış açısı
seyyârât : gezegenler
suret : şekil, biçim
şahap : meteor, göktaşı
tahtelbahir : denizaltı
talep etmek : istemek
tayyare : uçak
tedarik etmek : elde etmek
ubûdiyet : kulluk
yıldız-misal : yıldız gibi
zemin : yer, dünya
ziynet : süs
Yükleniyor...