İKİNCİ MESELE

Cesedlerin ihyasına misâl ise, çok büyük bir şehirde, şenlik bir gecede, birtek merkezden yüz bin elektrik lâmbaları âdeta zamansız bir anda canlanmaları ve ışıklanmaları gibi, bütün küre-i arz yüzünde dahi, birtek merkezden yüz milyon lâmbalara nur vermek mümkündür. Madem Cenâb-ı Hakkın elektrik gibi bir mahlûku ve bir misafirhanesinde bir hizmetkârı ve bir mumdarı, Hâlıkından aldığı terbiye ve intizam dersiyle bu keyfiyete mazhar oluyor. Elbette, elektrik gibi, binler nuranî hizmetkârlarının temsil ettikleri hikmet-i İlâhiyenin muntazam kanunları dairesinde, haşr-i âzam tarfetü’l-aynda vücuda gelebilir.

ÜÇÜNCÜ MESELE

Ecsâdın def’aten inşasının misâli ise:

Bahar mevsiminde, birkaç gün zarfında, nev-i beşerin umumundan bin derece ziyade olan umum ağaçların, bütün yaprakları, evvelki baharın aynı gibi, birden mükemmel bir surette inşaları ve yine umum ağaçların umum çiçekleri ve meyveleri ve yaprakları, geçmiş baharın mahsulâtı gibi, berk gibi bir sür’atle icadları...

Hem o baharın mebde’leri olan hadsiz tohumcukların, çekirdeklerin, köklerin birden, beraber intibahları ve inkişafları ve ihyaları, hem kemiklerden ibaret olarak, ayakta duran emvât gibi bütün ağaçların cenazeleri, bir emirle def’aten “ba’sü bâde’l-mevt”e mazhariyetleri ve neşirleri, hem küçücük hayvan taifelerinin hadsiz efratlarının gayet derecede san’atlı bir surette ihyaları, hem bilhassa sinekler kabilelerinin haşirleri ve bilhassa daima yüzünü, gözünü, kanadını temizlemekle bize abdesti ve nezafeti ihtar eden ve yüzümüzü okşayan, göz önündeki kabilenin bir senede neşr olan efradı, benî Âdemin Âdem zamanından beri gelen umum efradından fazla olduğu halde, her baharda sair kabilelerle beraber birkaç gün zarfında inşaları ve ihyaları, haşirleri, elbette kıyamette ecsâd-ı insaniyenin inşasına bir misâl değil belki binler misâldirler.
Önceki Risale: Hatime
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ba’sü bâde’l-mevt : öldükten sonra tekrar diriltme
benî Âdem : Âdemoğulları, insanlar
berk : şimşek
bilhassa : özellikle
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
defâten : hemen, birden bire
ecsâd : cesetler
ecsâd-ı insaniye : insan cesetleri
efrat : fertler
emvât : ölüler
evvelki : önceki
hadsiz : sayısız
Hâlık : yaratıcı, herşeyi yaratan Allah
haşr-i âzam/haşir : öldükten sonra âhirette tekrar diriltilip Allah’ın huzurunda toplanma
hikmet-i İlâhiye : Allah’ın hikmeti; herşeyin belirli gayelere yönelik olarak, mânâlı, faydalı ve tam yerli yerinde olması
hizmetkâr : hizmetçi
icad : var etme, yaratma
ihtar eden : hatırlatan
ihya : hayat verme, diriltme
inkişaf : gelişme, açılma
inşa : yapma, bina etme, vücuda getirme
intibah : uyanma
intizam : düzenlilik
kabile : topluluk, koloni
keyfiyet : durum, özellik, nitelik
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması, kâinatın ölümünden sonra, bütün ölülerin dirilip ayağa kalkmaları, mahşerde toplanmaları
küre-i arz : yerküre, dünya
mahlûk : yaratılmış
mahsulât : ürünler
mazhar : erişme, sahip olma
mazhariyet : erişme, sahip olma
mebde’ : başlangıç
misâl : örnek
mumdar : ışık veren
muntazam : düzenli
neşir : yayılma
nev-i beşer : insanlar
nezafet : temizlik
nur : ışık
nuranî : nurlu, ışıklı
sair : diğer
suret : şekil, biçim
sür’at : hız
taife : topluluk
tarfetü’l-ayn : göz açıp kapayıncaya kadar
umum : bütün
vücud : varlık
zarfında : içinde
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...