Block title
Block content
Sâliklerinin her asırda fevkalâde bir metanetle sarılmalarıyla ve emir ve nehyine tamamen inkıyad etmeleriyle, güya yeni nazil olmuş gibi tazeliği ispat edilmiş olan Kur’ân-ı Mucizü’l-Beyanın, bütün asırlarda, zâlimlerine karşı şiddetli ve dehşetli ve tekrarlı tehditleri ve mazlumlarına karşı şefkatli ve rahmetli mükerrer taltifleri, hususuyla bu asrımıza bakan tehdidatı içinde zâlimlerine misli görülmemiş bir hâlette, sanki feza-i ekberden bir nümuneyi andıran semâvî bir cehennemle altı-yedi seneden beri mütemadiyen feryad ü figan ettirmesi ve kezâ mazlumlarının bu asırdaki küllî fertleri başında Risale-i Nur talebelerinin bulunması ve hakikaten bu talebeleri de ümem-i sâlifenin enbiyalarına verilen necatlar gibi pek büyük umumî ve hususî necatlara mazhar etmesi ve muarızları olan dinsizlerin cehennemî azapla tokatlanmalarını göstermesi, hem iki güzel ve lâtif hâşiyelerle hâtime verilmek suretiyle çiçeğin tamam edilmesi, bu fakir talebeniz Hüsrev’i o kadar büyük bir sürurla sonsuz bir şükre sevk etti ki, bu güzel çiçeğin verdiği sevinç ve süruru müddet-i ömrümde hissetmediğimi sevgili üstadıma arz ettiğim gibi, kardeşlerime de kerratla söylemişim. Cenâb-ı Hak, zayıf ve tahammülsüz omuzlarına pek azametli bâr-ı sakîl tahmil edilen siz sevgili üstadımızdan ebediyen razı olsun ve yüklerinizi tahfif etmekle yüzlerinizi ebede kadar güldürsün. Âmin.

Evet, sevgili Üstadım. Biz Allah’tan, Kur’ân’dan, Habib-i Zîşandan ve Risale-i Nur’dan ve Kur’ân dellâlı siz sevgili Üstadımızdan ebediyen razıyız. Ve intisabımızdan hiçbir cihetle pişmanlığımız yok. Hem kalbimizde zerre kadar kötülük etmek için niyet yok. Biz ancak Allah’ı ve rızasını istiyoruz. Gün geçtikçe, rızası içinde Cenâb-ı Hakka vuslat iştiyaklarını kalbimizde teksif ediyoruz. Bilâ istisna bize fenalık edenleri Cenâb-ı Hakka terk etmekle affetmek ve bilakis bize zulmeden o zâlimler de dahil olduğu halde herkese iyilik etmek, Risale i Nur talebelerinin kalblerine yerleşen bir şiar-ı İslâm olduğunu, biz istemeyerek ilân eden Hazret-i Allah’a hadsiz hudutsuz şükürler ediyoruz.
Çok kusurlu talebeniz
Hüsrev

• • •
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Dokuzuncu Mesele / Sonraki Risale: On Birinci Mes'ele
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

Âmin : “Allahım kabul eyle”
azametli : büyük
bâr-ı sakîl : ağır yük
bilâ istisna : istisnasız
bilâkis : aksine, tersine
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihetle : bakımdan
dellâl : davetçi, ilân edici
ebediyen : sonsuza dek
enbiya : nebiler, peygamberler
fenalık : kötülük
feryad ü figan : bağırıp çağırma, ağlayıp sızlama
feza-i ekber : uzay
Habib-i Zîşan : şan ve şeref sahibi, Allah’ın en sevdiği kul olan Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (a.s.m.)
hadsiz : sayısız, sınırsız
hakikaten : gerçekten
hâlet : durum, hâl
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hâtime vermek : son vermek
hudutsuz : sınırsız
hususî : özel
Hüsrev :
intisab : bağlanma, mensup olma
iştiyak : arzu, istek
kerrat : defalarca
kezâ : bunun gibi
küllî : büyük, kapsamlı
lâtif : güzel, hoş, şirin
mazhar etmek : eriştirmek
mazlum : zulme uğramış
misl : benzer
muarız : karşı gelen
müddet-i ömür : yaşam süresi
mütemadiyen : sürekli olarak
necat : kurtuluş
nümune : örnek, misal
semâvî : gökle ilgili
sûret : şekil, biçim
sürur : mutluluk, sevinç
şiar-ı İslâm : İslâma sembol olmuş iş ve ibadetler
tahammül : katlanma, dayanma
tahfif etmek : hafifletmek
tahmil etmek : yüklemek
taltif : iyilik ve güzellikle muamele etmek
tehdidat : tehditler
teksif etmek : yoğunlaştırmak
umumî : genel, herkese ait
ümem-i sâlife : geçmişteki milletler
vuslat : kavuşmak
zerre miktar : en ufak, çok az miktar
Yükleniyor...