Block title
Block content
Evvelâ: Kur’ân’ın elmas gibi hakikatlerini, ehl-i gaflet nazarında bir propaganda-i siyaset tevehhümüyle cam parçalarına indirmemek ve o kıymettar hakikatlere ihanet etmemektir.

Sâniyen: Risale-i Nur’un esas mesleği olan şefkat, hak ve hakikat ve vicdan, bizleri şiddetle siyasetten ve idareye ilişmekten men etmiş. Çünkü tokada ve belâya müstehak ve küfr-ü mutlaka düşmüş bir iki dinsize müteallik, yedi sekiz çoluk çocuk, hasta, ihtiyar, mâsumlar bulunur. Musibet ve belâ gelse, o bîçareler dahi yanarlar. Bunun için, neticenin de husûlü meşkûk olduğu halde, siyaset yoluyla idare ve âsâyişin zararına hayat-ı içtimaiyeye karışmaktan şiddetle men edilmişiz.

Sâlisen: Bu vatanın ve bu milletin hayat-ı içtimaiyesi bu acip zamanda anarşilikten kurtulmak için beş esas lâzım ve zaruridir: Hürmet, merhamet, haramdan çekinmek, emniyet, serseriliği bırakıp itaat etmektir. Risale-i Nur hayat-ı içtimaiyeye baktığı zaman, bu beş esası kuvvetli ve kudsî bir surette tesbit ve tahkim ederek, âsâyişin temel taşını muhafaza ettiğine delil ise, bu yirmi sene zarfında Risale-i Nur’un, yüz bin adamı vatan ve millete zararsız birer uzv-u nâfi haline getirmesidir. Isparta ve Kastamonu vilayetleri buna şahittir. Demek Risale-i Nur’un, ekseriyet-i mutlaka eczalarına ilişenler herhalde bilerek veya bilmeyerek anarşilik hesabına vatana ve millete ve hâkimiyet-i İslâmiyeye hıyanet ederler. Risale-i Nur’un, yüz otuz risalelerinin bu vatana yüz otuz büyük faidesini ve hasenesini vehham ehl-i gafletin sathî nazarlarında kusurlu tevehhüm edilen iki üç risalenin mevhum zararları çürütemez. Onları bunlarla çürüten, gayet derecede insafsız bir zâlimdir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Üçüncü Şuâ / Sonraki Risale: Beşinci Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

anarşilik : hiçbir kayıt ve kural tanımama, kargaşa çıkarma
âsâyiş : rahat, huzur, emniyet, yerleşik düzen
belâ : musibet, sıkıntı
bîçare : çaresiz, zavallı
bilmecburiye : zorunlu olarak
ecza : bütünü oluşturan parçalar; kısımlar
ehl-i gaflet : âhirete, Allah’ın emir ve yasaklarına karşı duyarsız olan kimseler
ekseriyet-i mutlaka : kesin çoğunluk
emniyet : güven
esas : şart, husus
evvelâ : ilk olarak, öncelikle
hakikat : gerçek, asıl ve esas
hâkimiyet-i İslâmiye : islâmiyetin toplumlara hâkimiyeti
haps-i münferit : tek başına hapis, hücre hapsi
hasene : sevap, iyilik
hayat-ı içtimaiye : sosyal hayat
hıyanet : ihanet, hainlik
husûl : hasıl olma, meydana gelme
hükmünde : konumunda, yapısı içinde
hürmet : saygı
Isparta :
ihtiyar : irade, dileme, tercih
insafsız : vicdansız
itaat etmek : emre uymak
kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak, kutsal
küfr-ü mutlak : tam bir küfür, inkâr ve hiçbir kutsal değere inanmama
mâsum : günahsız, suçsuz
men etme : yasaklama
merhamet : şefkat, acıma, iyilik etme
meşkûk : şüpheli
mevhum : gerçekte olmadığı halde var sayılan
muhafaza etme : koruma, saklama
musibet : büyük sıkıntı
müddet : zaman, vakit
münzevî : bir köşeye çekilip ibadetle uğraşan, vaktini ibadetle geçiren
müstehak : hak etmiş, lâyık
müteallik : alakalı, ilgili
nazar : bakış, düşünce
propaganda-i siyaset : siyaset propagandası
risale : mektup, küçük kitap
sâlisen : üçüncü olarak
sâniyen : ikinci olarak
sathî : sığ, yüzeysel
suret : biçim, görünüş
şefkat : acıyarak ve esirgeyerek sevme
tahkim etme : kuvvetlendirme, sağlamlaştırma
tesbit : sağlam şekilde yerleştirme
tevehhüm : zannetme, kuruntuya kapılma
uzv-u nâfi : faydalı uzuv, üye
vehham : aşırı derecede vehimli, kuruntulu
vilayet : il
zâlim : zulmeden, haksızlık yapan
zarfında : içinde
zarurî : zorunlu, gerekli
Yükleniyor...