Block title
Block content
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ 1

Zaman-ı Saadetten şimdiye kadar câri bir âdet-i İslâmiyeye ittibaen Risale-i Nur’un hususî menbaları olan yüzer âyât-ı meşhureyi büyük bir En’âm gibi Hizb-i Kur’ânî yaptığımızı, “Dinde tahrifat yapıyor” diye muaheze etmişler.

Hem bir sene cezasını çektiğim ve mahrem tutulan ve zabıtnamede kaydedildiği gibi odun yığınları altından çıkarılan Tesettür Risalesi bu sene yazılmış ve neşredilmiş gibi, bizi ittiham etmek istiyor. Hem Ankara’da hükümetin riyasetinde bulunan birisine (Mustafa Kemal’e) söylediğim itirazlara ve ağır sözlere mukabele etmeyip sükût etmesi ve o öldükten sonra, onun yanlışını gösteren bir hakikat-i hadîsiyeyi beyandaki fıtrî ve lüzumlu ve mahrem tenkitlerim, medar-ı mes’uliyet yapılmış. Ölmüş ve hükümetten alâkası kesilmiş bir şahsın hatırı nerede; ve hükümetin ve milletin bir hatırası ve Cenâb-ı Hakkın bir tecellî-i hâkimiyeti olan adalet kanunları nerede?

Hem biz hükümet-i cumhuriye ve esaslarından en ziyade kendimize medar-ı istinat ve onunla kendimizi müdafaa ettiğimiz hürriyet-i vicdan esası, bizim aleyhimizde medar-ı mes’uliyet tutulmuş. Güya biz hürriyet-i vicdan esasına muarız gidiyoruz!

Hem medeniyetin seyyiatını ve kusurlarını tenkit ettiğimden, hatır ve hayâlime gelmeyen bir şeyi zabıtnamelerde isnat ediyor: Güya ben radyo, HAŞİYE tayyare ve şimendiferin kullanılmasını kabul etmiyorum diye, terakkiyat-ı hâzıra aleyhinde bulunduğumla mes’ul ediyor!

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Her türlü kusur ve noksandan uzak olan Allah’ın adıyla.
HAŞİYE : Radyo gibi azîm bir nimet-i İlâhiyeye karşı azîm bir şükür olmak için, “Radyo Kur’ân’ı okuyup bütün zemin yüzündeki insanlara dinlettirip, küre-i havanın bir hâfız-ı Kur’ân olmasıdır” demiştim.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Birinci Şuâ / Sonraki Risale: On Üçüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âdet-i İslâmiye : İslâmın özüne uygun olarak Müslümanlarca uygulanan âdet, gelenek
aleyhimizde : zararımıza
aleyhinde bulunmak : bir şeyin karşısında olmak
âyât-ı meşhure : Kur’ân’da yer alan ve Müslümanlar arasında çokça okunan âyetler
azîm : büyük
beyan : açıklama, izah
câri : geçerli, yürürlükte olan
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
En’âm : bazı Kur’an âyetlerinin veya sûrelerinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılan dua kitabı
fıtrî : doğal
hâfız-ı Kur’ân : Kur’ân’ı ezbere bilen
hakikat-i hadîsiye : bir hadîs-i şerifin ifade ettiği gerçek
haşiye : dipnot
Hizb-i Kur’ânî : Kur’an âyetlerinin veya sûrelerinin bir araya getirilmesiyle ortaya çıkarılan dua kitabı
hususî : özel
hükümet-i cumhuriye : cumhuriyet hükümeti
hürriyet-i vicdan : vicdan özgürlüğü
isnat : dayandırma
ittibaen : tabi olarak, uyarak
ittiham etmek : suçlamak
küre-i hava : hava küresi, atmosfer
mahrem : başkalarına karşı gizli tutulan
medâr-ı istinad : dayanak noktası
medar-ı mes’uliyet : sorumluluk sebebi
menba : kaynak
mes’ul etme : sorumlu tutma
muaheze etme : sorgulama
muarız : karşı gelme
mukabele : karşılık verme
müdafaa : savunma
neşretme : yayma
nimet-i İlâhiye : Allah’ın verdiği nimet
riyaset : başkanlık
seyyiat : günahlar, kötülükler
sükût : sessiz kalma, susma
şimendifer : tren
tahrifat yapma : bir şeyi bozma, saptırma
tayyare : uçak
tecellî-i hâkimiyet : Allah’ın her şey üzerindeki hakimiyetini gösteren yansıma
tenkit : eleştirme
terakkiyât-ı hâzıra : çağdaş ilerlemeler, gelişmeler
Tesettür Risalesi : kadınların örtünmesiyle ilgili Lem’alar adlı eserde yer alan Yirmi Dördüncü Lem’a
zabıtnâme : bir olay hakkında ilgili kimselerin olayın oluş şeklini kaydettikleri belge
Zaman-ı Saadet : Peygamberimizin (a.s.m.) yaşadığı dönem
zemin : yer, dünya
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...