Block title
Block content
Ben de dedim: On yedi milyon değil, belki yedi milyon da değil, belki rızasıyla ve kalben kabulüyle ancak yedi bin Avrupa-perest sarhoşların kıyafetlerine ruhsat-ı şer’iye ve cebr-i kanunî cihetiyle girmektense, azîmet-i şer’iye ve takvâ cihetiyle, yedi milyar zâtların kıyafetlerine girmeyi tercih ederim. Benim gibi yirmi beş seneden beri hayat-ı içtimaiyeyi terkeden adama “inat ediyor, bize muhaliftir” denilmez. Haydi, inat dahi olsa, madem Mustafa Kemal o inadı kıramadı ve iki mahkeme kırmadı ve üç vilâyetin hükûmetleri onu bozmadı; siz neci oluyorsunuz ki, beyhude hem milletin, hem hükümetin zararına, o inadın kırılmasına çabalıyorsunuz? Haydi siyasî muhalif de olsa, madem tasdikinizle yirmi senedir dünya ile alâkasını kesen ve mânen yirmi seneden beri ölmüş bir adam, yeniden dirilip, faidesiz kendine çok zararlı olarak hayat-ı siyasiyeye girerek sizin ile uğraşmaz. Bu halde onun muhalefetinden tevehhüm etmek, divaneliktir. Divanelerle ciddî konuşmak dahi bir divanelik olmasından, sizin gibilerle konuşmayı terk ediyorum. Ne yaparsanız minnet çekmem dediğim, onları hem kızdırdı, hem susturdu. Son sözüm: 1 حَسْبُنَا اللهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
حَسْبِىَ اللهُ لاَۤ إِلٰهَ اِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ 2
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Bize Allah yeter. O ne güzel vekildir.” Âl-i İmrân Sûresi, 3:173
2 : “Allah bana yeter. Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Ben Ona tevekkül ettim. Yüce Arşın Rabbi de Odur.” Tevbe Sûresi, 9:129.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: On Birinci Şuâ / Sonraki Risale: On Üçüncü Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

divane : deli, akılsız
divanelik : akılsızlık, delilik
muhalefet : karşıt olma, aykırılık
tevehhüm : olmayan birşeyi varsaymak
alâka : bağlantı, ilgi
Arş : göğün en yüksek katı; Cenâb-ı Hakkın sınırsız egemenliğinin tecellî ettiği yer
Avrupa-perest : Avrupa düşkünü
azîmet-i şer’iye : dinî azimet; dinde takva ile hareket etmek
bedbaht : kötü bahtlı, talihsiz
bedduâ : Allah’tan bir başkası için kötülük isteme, kötü dua
beraat : temize çıkma, suçsuz olduğunun anlaşılması
beyhude : boşu boşuna, faydasız
bilâistisna : istisnasız, ayırt etmeksizin
cebr-i kanunî : kanunî zorlama
cihet : şekil, yön
hayat-ı içtimaiye : toplumsal hayat
hayat-ı siyasiye : siyaset hayat
hüccet : güçlü kanıt, delil
ittifak : birleşme, birlik
kanaat-i vicdâniye : vicdânî kanaat
mazlum : zulme uğramış
menfaat : yarar
mevkuf : tevkif edilmiş, tutuklu
mûcib-i mes’uliyet : sorumluluk gerektiren
mûcip : gerektirici
muhalif : aykırı, zıt
nezaret : gözetim
nüsha : kopya
risale : küçük kitap, mektup
ruhsat-ı şer’iye : dinin verdiği izin
tâdil etme : düzeltme
takke : şapka
takvâ : Allah’ın emirlerini tutup, günahlardan sakınma
tarassut : gözetleme
tasdik : doğrulama, onaylama
tevehhüm : olmayan birşeyi var saymak
vilâyet : il
zâlim : zulmeden, acımasız
zulüm : haksızlık, eziyet, işkence
Yükleniyor...