Block title
Block content
Hem diyordu: “Eski zamanda, büyük zâtlar demişler ki: ‘Mütekellimînden ve ilm-i kelâm ulemasından birisi gelecek, bütün hakaik-i imaniye ve İslâmiyeyi delâil-i akliye ile kemâl-i vuzuhla ispat edecek.’ Ben istiyorum ki, ben o olsam, belki HAŞİYE o adamım.” diye, iman ve tevhid bütün kemâlât-ı insaniyenin esası, mayesi, nuru, hayatı olduğunu ve 1 تَفَكُّرُ سَاعَةٍ خَيْرٌ مِنْ عِبَادَةِ سَنَةٍ düsturu, tefekkürat-ı imaniyeye ait bulunması ve Nakşî tarîkatında hafî zikrin ehemmiyeti ise, bu çok kıymettar tefekkürün bir nev’i olmasıdır diye tâlim ederdi.

Seyyah tamamıyla işitti, döndü, nefsine dedi ki:

Madem bu kahraman imam böyle diyor, ve madem bir zerre kuvvet-i imaniyenin ziyadeleşmesi bir batman marifet ve kemâlâttan daha kıymetlidir ve yüz ezvâkın balından daha tatlıdır.

Ve madem, bin seneden beri iman ve Kur’ân aleyhinde teraküm eden Avrupa feylesoflarının itirazları ve şüpheleri yol bulup ehl-i imana hücum ediyor. Ve bir saadet-i ebediyenin ve bir hayat-ı bâkiyenin ve bir Cennet-i daimenin anahtarı, medarı, esası olan erkân-ı imaniyeyi sarsmak istiyorlar. Elbette herşeyden evvel imanımızı taklitten tahkike çevirip kuvvetlendirmeliyiz.

Öyle ise, haydi ileri! Gel, bulduğumuz birer dağ kuvvetindeki bu yirmi dokuz mertebe-i imaniyeyi namazın mübarek tesbihatının mübarek adedi olan otuz üç mertebesine iblâğ etmek fikriyle, bu ibretgâhın bir üçüncü menzilini daha görmek için Bismillâhirrahmânirrahîm’in anahtarı ile zîhayat âlemindeki idare ve iaşe-i Rabbâniyenin kapısını çalmalıyız ve açmalıyız diyerek,..

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Zaman ispat etti ki, o adam, adam değil, Risale-i Nur’dur. Belki ehl-i keşif Risale-i Nur’u ehemmiyetsiz olan tercümanı ve nâşiri sûretinde keşiflerinde müşahede etmişler, “bir adam” demişler.
1 : “Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır.” el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ: 1:310; Gazâlî, İhyâu Ulûmü’d-Dîn: 4:409 (Kitâbu’t-Tefekkür); el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid: 1:78.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Altıncı Şuâ / Sonraki Risale: Dokuzuncu Şuâ
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

batman : yaklaşık 8 kg. ağırlığında bir ağırlık ölçüsü
Bismillâhirrahmânirrahîm : Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla
delâil-i akliye : aklî deliller
düstur : kâide, kural
ehemmiyet : değer, önem
ehl-i iman : Allah’a ve iman esaslarına inanan kimseler, mü’minler
ehl-i keşif : mâneviyat âlemlerinde iman hakikatlerini gözleme yeteneğine sahip insanlar
erkân-ı imaniye : iman rükünleri, esasları
ezvâk : zevkler, lezzetler
feylesof : filozof, felsefeci
hafî : gizli, sessiz
hakaik-i imâniye : iman hakikatleri, esasları
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
hayat-ı bâkiye : devamlı ve kalıcı olan âhiret hayatı
iaşe-i Rabbâniye : herbir varlığa yaratılış gayelerine ulaşmaları için muhtaç olduğu şeyleri veren, onları terbiye edip idaresi ve egemenliği altında bulunduran Allah’ın beslemesi, yedirip içirmesi
iblâğ etmek : eriştirmek, ulaştırmak
ibretgâh : ibret yeri
ilm-i kelâm : kelâm ilmi; iman hakikatlerini ispat eden ve açıklayan bilim dalı
kemâlât : mükemmellikler, kusursuzluklar
kemâlât-ı insaniye : insanın mükemmel özellikleri, üstün yetenekleri
kemâl-i vuzuh : mükemmel bir açıklık
keşif : kalb gözüyle görme, mânevî âlemlere ait bazı olayları ve hakikatleri görme
mütekellimîn : kelâm âlimleri
kıymettar : kıymetli, değerli
kuvvet-i iman : imanın kuvveti
mahşer-i acaip : hayret uyandırıcı olayların toplandığı yer
marifet : Allah’ı bilme ve tanıma
medar : dayanak noktası, eksen
menzil : durak, yer
ulema : âlimler
mertebe : derece, makam
mertebe-i imaniye : iman mertebesi, derecesi
mübarek : bereketli, hayırlı
müşahede etmek : gözlemlemek, seyretmek
nâşir : neşreden, yazan
nefis : kişinin kendisi
nev’i : çeşit, tür
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
seyyah : gezgin, yolcu
tahkik : doğruluğunu araştırma, araştırarak kesin delillere dayanma
tâlim : öğretme, eğitme
tefekkür : düşünme
tefekkürat-ı imaniye : imanî tefekkürler, düşünceler
teraküm etmek : birikmek, yığılmak
tesbihat : Allah’ı her türlü kusurdan yüce tutarak şanına lâyık ifadelerle anma
tevhid : birleme; herşeyin bir olan Allah’a ait olduğunu bilme ve inanma
zerre : atom
zîhayat : canlı, hayat sahibi
ziyadeleşmek : artmak, çoğalmak
Yükleniyor...