Block title
Block content
Asrımızda şark ve garpta fâzıl ve muktedir çok ulema yok değildir; fakat fâni menfaatlerden mütecerrid, sırf nur-u Bâkî ile mütenevvir ve mütelezziz gavs-ı ferid makamında en ziyade bir mutemede ihtiyaç vardır. Bu evsaf-ı mebhuse ile Üstad-ı Kebir muttasıf olduğundan zamanımızın kutbu mesabesindedir. Ona tebaiyet, tam uyulmaya lâyık bir muktedâbihe iktida mânâsındadır. Zamanın müceddidi imam-ı kübrâfetrete uğradığına göre, böyle bir mürşid-i âzama merbutiyet vâcip derecesine varmıştır. İşte bu sâika, bizi ve onları düşünmeye bile sevk etmeden Üstad-ı Kebire raptediyor. Bunu yapan, onlardaki iman bağının, kendisinde mevcut bulunan nur-u aslînin, nur kaynağının merkez sıkletindeki cazibe kuvvetine incizap ve incilâbıdır. Bunlar, bu eserleri şimdi mütalâa ve müzakere etmekle, tahsilleri az zamanda bazısının derhal husuliye münkalib olmaktadır. Yani, derhal Nur mevzuunu idrak kabiliyetiyle mütefeyyiz oluyorlar.

2 هٰذَا رَحْمَةٌ مِنْ رَبِّى1 هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّى

Onun için, fazl ve rahmetine karşı ne kadar hamd ü senâ edilse azdır…

Bu hizmette muvaffak olmak için, sizin bin bir müşkülâtla ikazkâr ve irşadkâr hareketleriniz gibi yıkılmaz ve sarsılmaz azim ve metanetler lâzımdır. İnşaallah, her ufukta, her kuturda böyle çalışması İslâmiyetin halâs-ı umumisini mucip ve müntic olacaktır.
Hafız Ali
• • •



Risale-i Nur Türkiye’de olduğu gibi Avrupa’da ve Amerika’da da yayılmış ve birçok okuyucu kitlesi bulmuştur.

(Türkiye’de neşrolan Risale-i Nur Külliyatından istifade ederek Kur’ân nuru ile nurlanan Avrupa’daki Nur Talebelerinden bir grup hocalarıyla birlikte)

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bu Rabbimin bir ihsanıdır.
2 : Bu Rabbimden gelen bir rahmettir.
« Önceki Sayfa  |
Önceki Risale: Afyon Hayatı
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

cazibe : çekim gücü
evsaf-ı mebhuse : sözü edilen, bahsi geçen vasıflar, nitelik ve özellikler
fazl : ihsan, lütuf, yardım
fetret : ara, duraklama
gavs-ı ferid : eşsiz, eşi olmayan gavs; velilerin başında bulunan en büyük veli
halâs-ı umumi : umumî, genel kurtuluş
hamd ü senâ : şükretme ve övme
husul : meydana gelme, olma
idrak : anlayış, kavrayış
ikâzkâr : uyarıcı, dikkat çeken
iktida : uyma
imam-ı kübrâ : büyük imam
incilâb : celb edilme, çekilme
incizap : bir şeyin çekiciliğine kapılma
inşaallah : Allah izin verirse
irşadkâr : irşad eden, doğru ve hak yolu gösteren
kabiliyet : yetenek
kutup : önder, rehber
kutur : çap
merbutiyet : bağlı olma, bağlılık
mesabe : derece, konum
metanet : sağlamlık, kararlılık
mevzu : bahis, konu
mucip : birşeyi gerekli kılan, gerektiren
muktedâbih : kendisine uyulan, örnek alınan imam, önder
mutemed : güvenilir
muttasıf : vasıflanmış, nitelenmiş
muvaffak : başarılı
müceddid : yenileyici; sahih hadis ile her yüz senede bir geleceği bildirilen, dinin hakikatlerini asrın ihtiyacına göre ders veren Peygamber vârisi olan büyük âlim ve velî zât
münkalib : tersine dönen, değişen
müntic olma : netice verme, sebep olma
mürşid-i âzam : hak ve doğru yolu gösteren en büyük mürşit, rehber
müşkülât : zorluklar
mütalâa : dikkatle okuma, inceleme
mütefeyyiz : feyizlenen, feyiz alan, ilim ışığıyla aydınlanan
mütelezziz : lezzet alan, lezzetlenen
mütenevvir : nurlanan, parlayan
müzakere : karşılıklı fikir alışverişi yapma
nur-u aslî : asıl nur, gerçek aydınlatıcı nur ve ışık
raptetmek : bağlamak
sâika : sevk edici, sebep, gerekçe
sevk etme : yöneltme
sıklet : ağırlık
tahsil : ilim öğrenme
tebaiyet : tabi olma, uyma
Üstad-ı Kebir : Büyük Üstad; Bediüzzaman Said Nursî
vâcip : zorunlu
Yükleniyor...