Allah'a Dönüş

“Dönüşünüz O’nadır.” (En’am 60)
“O’na döndürüleceksiniz.” (Bakara 28)
“Dönüş O’nadır.” (Maide 18)
“Dönüşüm O’nadır.” (Ra’d, 36)

gi­bi ayetler Kur’anda çokça yer alır. Böyle ayetlerde, -her ne kadar Allaha isyan edenler için bir tehdit olsa da-, büyük bir müjde ve cesim bir teselli vardır.

Çün­kü bu ayetler insanlara şunu bildirir: “Ölüm, zeval, fena ve dünyadan ayrılık, yokluk kapısı ve fânilik ka­ran­lık­la­rı­na düşmek değildir. Aksine, ezel ebed Sultanının huzuruna gitmek ve var­mak­tır.”

İşte bu işaret, sayısız dehşetli yokluklar arasında bütün sevdikleriyle beraber par­ça parça olmak ve müthiş ayrılık elemleri arasında parçalanmak tasavvuru­nun verdiği acının dehşetinden kalbi kurtarır. Küfrün mahiyetinde mündemiç manevi cehennemin dehşetine bak.

Çünkü “ku­lum beni nasıl bilirse Ona öyle muamele ederim” kudsî hadisinin sır­rıyla, kâfir böyle bir zanda bulundu, onun Fatırı da onun zannını
kendisine ebe­di bir azaba çevirdi. Sonra likaullaha olan yakîn lezzetinin cennetten bile daha üstün oluşuna, ar­dın­dan rıza mertebesine, sonra rü’yet derecesine bak.

Hatta Allah'ı bilen âsi mü’­minin cismani cehennemi, Hâlıkını bilmeyen kâfirin manevi ce­hen­nemine nisbetle cennet gibidir.

Ebedi hayat ve vesileleri için sayısız deliller olmasa, sadece salât-ı kübrada en­biya ve evliyanın arkasında saf tutup, dualarına ve münacâtlarına “âmin” de­dik­leri Mahbûb-u Ezelinin habibinin (a.s.m) tazarruatı vesile ve delil olarak ye­­ter­di.

Hiç mümkün müdür ki, bu hârika güzellik ve mükemmel cemâlde böyle acib bir çirkinlik ve şöyle garip bir noksanlık bulunsun. Yani -uygun vakitlerde ver­me­sinin deliliyle- en gizli mahlûkatının ihtiyaç dualarını işiten bir zât, ferşten ar­şa yükselen en yüksek bir sesi, en tatlı bir münacâtı, en azim bir duayı, hem de en şedid bir ihtiyaç iken işitmesin! Hâşâ ve kella! O, Semi’dir, Basîr’dir. Evet, bu muamele, Hz. Peygamberin (a.s.m) şefaatinin ve âlemlere rahmet ol­masının en geniş mertebesinden biridir.

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...