Allaha Tevekkül

Ey miskin, mağrur Said! Bil ki:
Sen binler ihtiyacından ancak birini, hatta daha azını karşılayabilirsin. Geriye ka­lanın tamamı, hiç şüphesiz seni yaratan Fatırına aittir. O, seni evvelen kud­re­tiyle açılmamış bir hamur misali yarattı. Sonra, isimlerine ayna olman için latîf san’a­tıyla bir damla su olan nutfede sana şekil verdi.

Hakkı duyman ve mah­lû­kat­tan ibret alıp Hâlık’ı tanıman için rahmetiyle kulağını ve gözünü açtı. O’nu an­man için yüzünün mağarası içinde inayetiyle bir dil astı. O’nu bilmen için ba­şı­na akıl dercetti. O’nu sevmen için göğsüne bir kalb koydu. Anne rahminde ka­ran­lıklar içinde iken seni lütfuna mazhar etti.

Rububiyeti ile sende dilediği şe­kil­de tasarrufta bulundu. Nimetlerinin bütün çeşitlerini sana hissettirmek ve isim­le­rinin bütün tecellilerini sana tattırmak için hikmeti ile şu çeşit çeşit duyguları ve bu türlü türlü azaları vücudunda terkib etti.

Ey gafil mağrur! O sana böyle lutfedip dururken daha ne zamana kadar O’nu it­ham edecek ve zerre gibi cüz’î iktidarına dayanacaksın? Böyle yaparsan, su-i ih­tiyarın sebebiyle O seni sana havale eder, sen de kaldıramayacağı şeyleri nef­sine yükleyerek kendine zulmetmiş olursun!

Sana ne oluyor? Nasıyen elinde, ihtiyaçların O’na râci olan zâta tevekkül et­me­ne mâni nedir? Ta ki O’na teslim ile sana ait olanı da O’na bırakasın, nefsini olay­lar tufanında akıp giden Onun gemisine tevekkül ile atıp “Gitmesi de, demir atması da Allahın adıyladır” diyerek İslâmın Cu­dî dağına varasın, sahil-i selâmette istirahat edesin.

Görmüyor musun, hayat güneşinin batması yaklaştı. Vücud kameri ihtiyar­lık­la hüsufa yüz tuttu, yaşlılık beyazıyla karardı. Allah'ın masivasında bir fayda yok. Hatta fayda olmadığı gibi, -şayet izin vermediği bir şeyse- büyük bir zarar var. Şayet O’nun dışında ise, her şey zarar ve düşmandır. Eğer O’nunla olursa, o her şeye bedeldir.

Öyleyse her iki hâlde masivayı terk etmek lâzımdır:
Bir hâlde, tamamen zarar olduğu için. Diğer hâlde ise, başkasını talep hem o şeyin kendisini, hem de en yüksek ga­ye­yi elden kaçırttığı için...

Evet, O’nsuz her lezzetli şeyde lezzetten ziyade elem vardır; hatta lezzet, lez­zet görünümünde bir elemdir. Öyleyse “Allah’a firar edin!” (Zâriyat, 50)
Çünkü sizin yanınızda fâni olan her şeyin O’nun nezdinde bâki olanı vardır. Bu­rada zevâl bulan ve Allaha nisbeti olmazsa devam etmeyen şeyler, âhirette ve O’nun nezdinde devam eder.

Bununla beraber vakit dardır... Görmüyor musun, ölüm sekeratındasın. Çün­kü bütün ömrün sekerat içinde bir sarhoşluktur, düşe kalka bir yolculuktur. Öy­leyse, başını dünyadan kaldır, ta ki seni Yaratanın nezdinde ebedi bir nimet, ser­medi bir rahmet ve ezeli bir muhabbet göresin.

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...