Gayr-i müslimlerle eşitlik, nasıl olur?

Sual: Gayr-ı müslimlerle nasıl müsavi olacağız?

Cevap: Müsavat ise, fazilet ve şerefte değildir, hukuktadır. Hukukta ise şah ve gedâ birdir. Acaba bir şeriat, “karıncaya bilerek ayak basmayınız” dese, tâzibinden men etse, nasıl benî Âdem’in hukukunu ihmâl eder? Kellâ... Biz imtisal etmedik. Evet, İmam-ı Ali’nin (r.a.) âdî bir Yahudi ile muhakemesi ve medâr-ı fahriniz olan Salâhaddin-i Eyyûbî’nin miskin bir Hıristiyan ile mürafaası, sizin şu yanlışınızı tashih eder zannederim...

Açıklayan: Mustafa Karaman
Okunan Yer:
Risale-i Nur Külliyatı | Münâzarat

İndirme Linkleri

Yorumlar

KÜRŞAT KÖKSAL (doğrulanmadı)
RUHUMUN TEK LEZZET ALDIĞI İNSAN ALLAH HOCAMIZI BANA CANLI GÖRMEYİ NASİP EYLER İNŞALLAH
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Mehmet KÜÇÜK (doğrulanmadı)
Allah razıolsun sizleri ilk sefer dinliyorum teşekkür ederım dillerine sağlık sevgili kardeşim
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Ziyaretçi (doğrulanmadı)
Münazarat’ta da “Medar-ı fahriniz olan Selâhaddin Eyyubî’nin miskin bir Hıristiyan ile mürafaası” ifadesi geçiyor (Age, s. 244). Buradaki hadise, Namık Kemal’in Eyyubî’yi anlattığı kitabında kısaca şöyle aktarılıyor: “(Eyyubî) Bir sebepten dolayı kendisini şeriat mahkemesine davet eden bir Ermeni ile yan yana ayakta durarak muhakeme olunduktan ve davasını kazandıktan sonra ‘Allah’ın emirlerine itaatime gösterdiğin güvenin mükâfatıdır’ diyerek hasmına birçok ikram ve ihsanlarda bulundu.” (Said Nursî ve M. Kemal, s. 40-1) Bir örnek de Muharrem Kesik’in “Selâhaddin Eyyubî’nin 10 liderlik sırrı” yazısından: “Akka karşısında karargâh kurduğu sıradaydı; ordu kadısı ile birlikte at sırtında dolaşırken bir Yahudi onlara şöyle bağırdı: ‘Müslümanların şeriatından yardım istiyorum.’ “Gulâmlar (askerler) hemen adama sordular: ‘Kimden şikâyetçisin, sana haksızlık yapan kimdir, bize söyle.’ Yahudi cevap verdi: ‘Sultanın kendisi. Gulâmları bana tecavüz etti.’ “Bu sözleri işiten Sultanın çok canı sıkıldı ve derhal atından indi. Onu gören kadı da atından indi. Sultan, kadı’nın karşısında Yahudi ile yan yana durdu. Yahudi anlatmaya başladı: “ ‘Ben Şam tacirlerindenim. Deniz yolu ile İskenderiye’den geliyorum. Yanımda yirmi yük şeker vardı. Akka limanına çıkınca adamlarınız beni soydular ve bana “Sen kâfirsin, malların Sultanın hakkı” dediler.’ “Bunun üzerine Sultan şekere el koyanları getirtti. Bunlar şekeri hazineye teslim ettiklerini söylediklerinden, şekerin bedeli Yahudi tacire ödendi.” (Derin Tarih, Mart-2015, s. 80). Ne Kadar doğrudur bilmem internetten buldum...
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...