Hasbiyallah
Ey şu fâni dünyada bâki bir vücuda hırs gösteren miskin Said! Bil ki:
Bâkinin bekâ verdiği şeyler dışında, istemesen de fâni olup gidiyorsun. Allaha müteveccih cihet dışında vücudun zeval buluyor. O’nun yolunda tükettiğin dışında hayatın sönüyor. Madem durum böyledir, öyleyse şöyle de:
Allahın Mâlik-i Bâki olması, bekâ olarak bana yeter. Onun bâki mabudum olduğunu bilmem, bekânın lezzeti olarak bana yeter. Onun bâki Rabbim olduğunu bilmem, bekânın gayesi olarak bana yeter.
O’nun bâki mûcidim olduğuna imanım, bekâ ve bekânın kemâli olarak bana yeter. Vacübu’l-vücudun eseri olmam, vücud olarak bana yeter. Gökleri ve yeri yaratan zâtın san’atı olmam, vücudun kıymeti olarak bana yeter.
Semayı kandillerle, yeri çiçeklerle süsleyen bir zâtın sıbğası olduğunu bilmem, vücudun gayesi olarak bana yeter. Onun benim Rabbim ve Mûcidim olduğunu, kendimin de O’nun masnu’u ve mahlûku olduğunu bilmem vücudun lezzeti olarak bana yeter. Ölümü ve hayatı yaratan zâtın isimlerinin tecellilerine mazhar oluşum, hayat olarak bana yeter.
Vücudumun câmiiyeti sırrıyla, gökleri ve yeri yaratan zâtın esmasının garip tecellilerini herkesin gözü önünde izharım, kardeşim olan idrak sahibi varlıklar arasında teşhirim ve âlem çarşısında ilan etmem; hayat, hayatın hukuku ve gayeleri olarak bana yeter.
Onun esma-i hüsnasının tecelliyat eserlerine bir numune ve fihriste olmam, hayatın gayesi olarak bana yeter. Semavat emriyle ayakta duran, arz izni ile istikrar bulan zâtın esma tecellilerini hâllerimin diliyle izhar etmem, hayat ve hayatın kemâli olarak bana yeter.
Benim O’nun memlûku, masnuu, mahlûku, kulu ve fakiri, O’nun ise benim Hâlıkım, İlâhım, Rabbim, Fatırım, Mâlikim, bana merhamet eden ve bana in’amda bulunan olduğunu bilmem, hayatın lezzeti olarak bana yeter. Kemâl olarak Allaha iman bana yeter. Her şeye bedel Allah bana yeter.