İnsanın Hilafeti
Ey insan! Bil ki: Sen beş vecihle vahid-i kıyasisin. Çünkü sen:
1-Esma-i hüsnanın cilvelerinin hayret verici eserlerine câmi’ bir fihristesin.
2-Hem vehmî hudutlar tasavvur etmek sûretiyle, cüz’i sıfatların ve mevhum rububiyetinle O’nun muhît sıfatlarının marifetine ve fehmine bir mikyassın.
3-Hem âfâkta şirkin nefiy derecelerine bir mizansın. Şöyle ki: Sen kendinin bütünüyle O’nun mülkü olduğunu yakînen anladığında, O’nun âlemde bir şeriki olmadığına iman edersin.
Yoksa kendinin üçte birini O’na, üçte birini sebeplere ve üçte birini de nefsine verdiğinde, bu taksim bütün kâinat için de geçerli olur. O’nun mülkünden bir dirhemi enaniyetine verdiğinde, her fert ve her sebebin bir dirhem mâlikiyetini tasdik etmen gerekir. O zaman Allah’ın malını masivaya taksim etmiş olursun.
4-Keza sen kevnî ilimlere ve âfâkî marifetlere bir haritasın. Böylece sendeki “ene” açıldığında kâinat sana inkişaf eder. Nefsin sana unutturulduğunda, âfâkî marifetler sana kapanır, bu marifetler birer cehl-i mürekkebe ve lüzumsuz safsatalara dönüşür.
5-Keza sen ilâhî isimlerdeki gizli hazinelerin, tılsımların anahtarlarını kendinde bulunduran bir hazinesin. Mesela kendinde nihayetsiz bir acz gördüğünde Hâlıkın sonsuz kudretini görmüş olursun. Kendinde sonsuz bir fakr müşahede ettiğinde, sana rızık veren zât’da nihayetsiz bir gına görürsün ve hakeza…
Sanki onun esmasının cilveleri senin karanlıklı hâllerinde nurla yazılmış harflerdir. Çünkü karanlığın ziyade olması nisbetinde yazının parlaklığı ortaya çıkar. İşte sen birinci vecihte hâmilsin, kâbilsin ve mazharsın. Sana senden bir şey yok, doğrusu sen “Kün feyekûn” lisanı için manzum bir kasidesin.
Beşinci vecihte ise sen amilsin, failsin, zıddiyet rabıtasıyla bir makessin; istidat, ihtiyaç, fiil ve söz dilleriyle bir sailsin. İşlediğin bütün seyyieler, kusurlar,
karanlıklar ve ihtiyaçlar senden sanadır. Bütün haseneler, kemâller, nurani şeyler ve feyizler ise, senin Yaratıcındandır.
Keza, birinci vecih aslı ortaya koyar, beşinci ise tecelli eden ismin mertebelerini izhar eder. Nitekim çirkinlik mülahaza edilmeden bir güzellik bir olarak kalır. Ama çirkinliğin mülahazasıyla güzelliğin mertebeleri ve dereceleri ortaya çıkar.