İşaratül-İcaz 10. Ders - Sırat-ı Müstakim

Bil ki: Sırat-ı müstakim, adalettir. O ise, insandaki üç kuvvenin her birinin üç mertebesinden vasat mertebeleri ifade eden hikmet, iffet ve şecaatin hülasasıdır.

Bunun izahı: Allah Teâlâ; halden hale çevrilen, ihtiyaçları olan ve tehlikelere maruz bulunan insan bedeninde ruhu yerleştirdiğinde, onun bedende devamı için üç kuvve bıraktı:

1-Menfaatleri cezbedici behimî kuvve-i şeheviye.
2-Zararları ve tahripkâr şeyleri def’ edici hayvanî kuvve-i gadabiye.
3-Fayda ve zararı birbirinden ayıran melekî kuvve-i akliye.

Lakin Allah, müsabaka sırrıyla beşerin tekemmülünü gerektiren hikmetiyle, her ne kadar şeriatla bunları bir had altına almış ise de hayvanların kuvvelerini sınırlandırdığı gibi, insanın bu kuvvelerini fıtrî olarak sınırlandırmadı.

Çünkü şeriat, ifrat ve tefriti yasaklar, vasatı ise emreder. “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” âyeti bunu ilan eder. (Hûd, 112)

Bunların fıtrî olarak tahdit edilmemesiyle,
üç mertebe husûle gelir:
1-Noksan mertebesi, yani tefrit.
2-Ziyade mertebesi, yani ifrat.
3-Vasat mertebesi, yani adl / itidal.

Akıl kuvvesinin tefriti, gabavet (anlayışsızlık) ve ahmaklıktır. İfratı, aldatıcı cerbeze ve değersiz işleri tedkiktir. Vasatı ise hikmettir. “Kime hikmet verilmişse, gerçekten ona pek çok hayır verilmiştir.” (Bakara, 269)

Bil ki: Bu kuvvenin aslı bu üç mertebeye ayrıldığı gibi, dallarından her bir dal da üç mertebeye ayrılır.

Mesela halk-ı ef'âl yani “insanın fiillerinin yaratılması” meselesinde Ehl-i sünnet mezhebi, Cebriye ve Mu’tezilenin vasatıdır. İtikadda tevhid mezhebi, ta’til ve teşbihin vasatıdır ve hakeza…

Şehvet kuvvesinin tefriti humud ve hiçbir şeye iştiha hissetmemektir. İfratı fücur, yani helal haram demeden rastladığı her şeye istek duymaktır. Vasatı ise, iffettir; helâle rağbet edip haramdan kaçmaktır.

Bu esasa; yeme, içme, giyme ve benzeri füruatından her bir dalını kıyas et.

Gadab kuvvesinin tefriti cebanet, yani korkulmayacak şeylerden bile korkmaktır ve tevehhümdür. İfratı; istibdad, tahakküm ve zulmün babası olan tehevvürdür. Vasatı ise şecaattir.

Yani İslâm’ın namusu, tevhid kelimesinin yüceltilmesi için
aşk ve şevkle ruhunu feda etmektir. Buna, füruatını kıyas et.

Etrafta yer alan altısı zulüm, ortada yer alan üçü adl, yani sırat-ı müstakimdir. Yani “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol” âyetiyle ameldir. (Hûd, 112)

Kim dünyada sırat-ı müstakim üzere olursa, cehennem ateşi üzerindeki sırattan geçer gider.

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...