İşaratül-İcaz 16. Ders - Kur’ânın Üstünlüğü

“İşte şu, o kâmil Kitap. Onda hiçbir şüphe yok. Müttakiler için bir hidâyettir.” (Bakara, 2)

Mukaddime
Bil ki: Kelâmın güzelliğinin kendisiyle parladığı belâğatın esaslarından biri, vadilerden akan suların orta bir yerde toplanması veya aynı havuza çok yerlerden suların dolması misali,
- O kelâmı meydana getiren unsurların birbirine cevap vermesi,
- kayıtların birbirini çağrıştırması,
- hepsinin asıl maksada destek olması
- ve her birinin kendi tâkati nisbetinde maksada medet vermesidir. Böylece şu sözün bir tasdiki ve timsali olmaktır.

“Senin hüsnün bir ama farklı farklı ibarelerimiz. Her birimiz o cemâle işaret ederiz.”

Mesela “zıddı zıddından yansıtmak” sırrıyla, azabın azını göstererek dehşetini bildirmek için sevk olunan “Rabbinin azabından bir kokucuk onlara dokunacak olsa…” âyetine dikkatle bak. (Enbiya, 46)

إِنْ “Eğer" Görmez misin, şek bildiren “eğer" ifadesi nasıl da azlığa medet veriyor!

مَسَّتْ “Dokunsa” "İsabet" yerine “dokunmak” kelimesi nasıl da azlığa ve sadece kokusunu duyurmaya işaret ediyor!

نَفْحَةٌ "Bir kokucuk" Bir defa dokunmayı ve küçüklüğü ifade eden bu kelime, nasıl da manasıyla, sığasıyla ve sonundaki tenviniyle azlığa telvihte bulunuyor!

مِنْ "…den" Bu ifade, baziyet ile nasıl da azlığa ima ediyor!

عَذَابِ “Azab" “Nekal” gibi daha şiddetli azap kelimeleri yerine, bu kelime nasıl da azlığa remzediyor!

رَبِّ "Rabb" Rab isminden anlaşılan şefkat nasıl da azlığa işaret ediyor! Ve hakeza kıyas et!

Böylece bunların her biri kendine has ciheti ile maksada medet veriyor.
Bu âyete kardeşlerini kıyas et.

Ve özellikle “İşte şu, o kâmil Kitap. Onda hiçbir şüphe yok. Müttakiler için bir hidâyettir” âyetine bak. Çünkü bu âyet, Kur’ân’ı medhetmek ve kemâlini isbat etmek için zikredilmiştir.

الٓمٓۚ deki bir görüşe göre olan kasem,
ذٰلِكَ "İşte şu" ifadesindeki işaret, mahsusiyet ve uzaklık,
اَلْكِتَابُ deki elif-lam,
لاَرَيْبَ ف۪يهِۚ "Onda hiçbir şüphe yok" ifadesiyle isbatta bulunmasının tamamı bu maksat için birbirine cevap verir ve birbirinin elini tutar.

Bunların her biri asıl maksadı desteklediği ve ona kendi hissesini verdiği gibi -velev ince de olsa- dayandığı delile de remizde bulunur ve gösterir.

İstersen الٓمٓۚ deki yemine dikkat et. Çünkü te’kid ettiği gibi, kendisine remzedilen davaya delil olması için altında bulunan mezkûr letaifin ortaya çıkması yönünde bakılmasını da tazim vasıtasıyla iş’ar eder.

Sıfatlarla beraber zâta rücu için kullanılan ذٰلِكَ 'deki işarete bak. Ta ki şunları bilesin: Tazimi ifade eden bu edat,
- Ya الٓمٓۚ ile işaret edilene,
- Veya Tevrat ve İncil’de müjdelenene bir işarettir.

İşte bu edat tazimi ifade ettiği gibi, deliline de telvihte bulunur. Çünkü kendisi ile yemin edilen şey ne büyüktür! Tevrat ve İncil’in müjdelediği (bir kitap) ne kadar mükemmeldir!

Sonra, akıl ile anlaşılan bir meseleye göz ile görülen bir şey gibi işaret edilmesine dikkat et. Ta ki bununla tazim ve ehemmiyet ifade ettiği gibi, aynı zamanda Kur’ân’ın zihinleri cezbeden bir mıknatıs gibi olduğuna, nazarların ona yöneldiğine, her hayali kendisi ile meşgul olmaya zorladığına işaret ettiğini göresin.

Böylece Kur'ân, öyle bir derece tezahür etmiştir ki, gözler hayale müracaat ettiğinde gerisinden onun azametini görür. Bu durum, doğruluğuna olan güvenine ve gözlerden ırak kalmaya sebep olan zaaf ve hile gibi hâllerden müberra olduğuna lisan-ı hâlle remzeder.

Sonra ذٰلِكَ den anlaşılan uzaklık manasını tefekkür et. Çünkü o uzaklık, Kur’ân’ın kemâlini ifade eden yüce rütbesini gösterdiği gibi, emsalinin gittiği yolu takip etmekten uzak olduğunu ifadeyle bunun deliline de ima eder.

Bu durumda, ya hepsinin altındadır, bu ise bilittifak batıldır. Öyleyse hepsinin fevkindedir.

Sonra اَلْكِتَابُ daki elif-lam hakkında düşün. Çünkü o, kemâli gösteren hasr-ı örfiyi ifade ettiği gibi, muvazene kapısını açar. Bu muvazene ile telmihte bulunur ki: Kur’ân bütün kitapların güzelliklerini cemetmekle beraber, onlara ziyade gelmiştir, öyleyse hepsinin en mükemmelidir.

Sonra اَلْكِتَابُ tabiri üzerinde dur. "Kitap" ifadesi, kıraat ve kitabet ehli olmayan bir ümminin san’atı olamayacağına nasıl da telvihte bulunuyor?

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...