İşaratül-İcaz 18. Ders - Kur’ân Müttakilere Hidayet


هُدًى لِلْمُتَّقِينَ "Müttakiler için bir hidâyettir" kısmına gelince:
Bil ki: Bu kelâmın güzellik kaynağı dört noktadandır:

1-Mübtedanın hazfı. Çünkü bunda ittihad hükmünün müsellem olduğuna bir işaret vardır. Sanki mübtedanın zatı, haberin kendisi içindedir. Hatta öyle ki sanki aralarında zihinde bir farklılık yoktur.

2-Masdara bedel İsm-i failin getirilmesi. Çünkü bunda hidâyet nurunun tecessüm edip bizzât Kur’ân cevherinin kendisi olduğuna bir remiz vardır. Kırmızı rengin kıpkırmızı bir cisimde tecessüm etmesi gibi…

3-هُدًى deki nekralık. Bunda Kur’ân hidâyetinin son derece dakik olup künhüne tam erilemediğine, ayrıca son derece geniş olup ilmen tam kuşatılamadığına bir ima vardır.

Çünkü bir şeyin nekra gelişi ya dakiklik ve gizlilikten veya ihata edilemeyecek kadar geniş olmasındandır. Bundan dolayıdır ki, bir kelimeyi nekra olarak getirmek bazen tahkir için olur, bazen de tazim için olur.

4- لِلْمُتَّقِينَ deki vecizlik. “O Kur’ân’la müttaki olacak kimseler” yerine «müttakiler» diyerek veciz ifade etti. Bununla mecaz-ı evl ile hidâyetin meyvesine ve tesirine işarette bulundu, keza hidâyetin vücuduna olan bürhan-ı inni’ye remzetti. Çünkü bir asırdaki muhatap, öncekilerle istidlalde bulunur, ondan sonra gelecekler de onunla istidlalde bulunurlar.

Eğer desen: Bu az, sayılı noktalar sebebiyle beşer tâkatinden hariç olan belâğat nasıl meydana gelir?

El-cevap: Teavün ve içtimada acip bir sır vardır. Çünkü inikâs sırrıyla üç şeyin güzelliği bir araya geldiğinde beş gibi olur, beş on gibi olur, on kırk gibi olur. Çünkü her bir şeyde bir nevi in’ikas (yansıma) ve bir derece temessül vardır.

Nasıl ki iki aynayı karşı karşıya getirdiğinde, o ikisinde çok aynalar görülür veya onları lambayla aydınlattığında her birinin ziyası, şuaların yansımasıyla artar. Nükteler ve noktaların içtimaı da bunun gibidir.

Bu sır ve hikmetten dolayı, her cemâl sahibi ve her kemâl sahibinin güzelliğine güzellik katmak için kendi emsaline katılmaya ve nazirinin elinden tutmaya nefsinde fıtri bir meyil taşıdığını görürsün.

Hatta taş, taşlığıyla beraber kubbeli binada ustasının elinden çıkınca, düşmekten kurtulmaları için kardeşinin başıyla temas halinde olup meyleder, başını eğer.

Öyleyse teavün sırrını idrak etmeyen insan taştan daha camiddir! Çünkü taşlardan öylesi var ki, kardeşiyle muavenet için başını eğer!

Eğer desen: Hidâyet ve belâğatin gereği;
-beyan,
-vuzuh
-ve zihinleri teşettütten korumaktır.
Peki, bu gibi âyetlerin açıklamasında müfessirlere ne diyeceğiz? Zira onlar
-zihinleri karıştırıcı bir şekilde ihtilaf ettiler,
-çok çeşitli ihtimaller ortaya koydular
- ve birbirine aykırı terkip cihetleri beyan ettiler. Bunlar arasında hak nasıl tanınır?

El-cevap: Bunların tamamı her bir muhataba göre hak olabilir. Çünkü Kur’ân sadece bir asrın ehline değil, bütün asırların ahalisine, bir tabakaya değil, bütün insan tabakalarına, bir sınıfa değil, bütün beşer sınıflarına nazil oldu. Bunlardan her birinin fehimden bir hissesi ve nasibi vardır.

Hâlbuki
-nev-i beşerin fehmi derece derece farklılık arzeder.
-Zevki, cihet cihet tefavüt eder.
-Meyli, farklı farklı olur.
-İstihsan ettiği şey, vecih vecih ayrılır.
-Lezzeti, nev’ nev’ çeşitli olur.
-Tabiatı, kısım kısım değişir.

Nice şey vardır ki bir taifenin nazarı onu beğenirken diğer taife beğenmez. Bir tabaka insan bir şeyden lezzet alırken bir başka tabaka ona tenezzül etmez. Ve hakeza kıyas et…

İşte bu sır ve hikmetten dolayı Kur’ân çoğu yerde tamim için hassı hazfetmiştir, ta ki her bir muhatabı zevk ve istihsanının muktezasını takdir etsin.

Kur’ân, cümlelerini nazmetti ve onları öyle yerleştirdi ki, pek çok muhtemel cihetler bunlardan açılır. Bu, her fehim kendi hissesini alması için Kur’ân’ın muhtelif fehimleri müraat etmesidir. Ve hakeza kıyas et…

Öyleyse,
- Arabi ilimler onu reddetmemek,
- Belâğata uygun olmak,
- Makasıdu’ş-şeria Usûlü ilminin kabul etmesi şartıyla, bu vecihlerin tamamı murad olabilir.

Bu nükteden anlaşıldı ki,
-Kur’ân’ın i'câz vecihlerinden birisi onun nazmı,
-bir diğeri de her bir asrın ve her bir insan tabakasının fehmine uygun olacak bir üslûbla ifade etmesidir.

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...