İşaratül-İcaz 28. Ders - Yakinen iman etmek
Baştaki atıf harfi olan و da tamimden sonra tahsis vardır. Bu ise, bu imanın bu rüknünü nass olarak ifade içindir. Çünkü âhirete iman, semavi kitapların etrafında döndüğü iki iman kutbundan biridir.
"âhiret" kelimesinin öne alınmasında hasr vardır. Hasrda ise,
-ehl-i kitabın bir kısmının “Cehennem ateşi bize ancak sayılı günlerde dokunacak” (Bakara, 80) demelerine
-ve âhiretteki cismani lezzetleri inkâr etmelerine binaen, onların inandıkları âhiretin hakiki değil mecazî olduğuna ve ancak bir isimden ibaret bulunduğuna bir tariz vardır.
kelimesindeki elif-lâm belirlilik ifade eder. Yaniبِالْآخِرَةِ bütün semavi kitaplarda âhiretten bahsedilmesiyle malûm hâle gelmesine işarettir. Malûm olmasında âhiretin hak olduğuna bir telmih ve zikredilen fıtrî deliller sebebiyle akılların kirpikleri arasında hazır, bilinen bir hakîkat olmasına bir işaret vardır. Bu durumda, malûm olmasında
onun hakîkat olmasına bir remiz vardır.
Yaratılışın vasfı olarak “âhiret” ünvanıyla ifadesi, zihni ilk yaratılışa yöneltmek içindir, ta ki buradan diğer yaratılışın imkânına intikal edebilsin.
"Onlar" zamirinde hasr vardır. Bu hasr’da ise, ehl-i kitaptan Hz. Muhammed’e (a.s.m) inanmayanların imanının yakînî bir iman olmadığına, ancak yakîn zannettiklerine bir tarizdir.
"Yakînen inanırlar"
İman, yakînî bir şekilde tasdik olmakla beraber يُؤْمِنُونَ "inanırlar" kelimesine tercihenيُوقِنُونَ kelimesinin zikri, tereddütleri uçurmak için maksadın illetine kasden parmak basmaktır.
Çünkü kıyamet, şüpheler mahşeridir.
Keza, bu ifadeyle “Biz zâten inanmışız, inanmayanlar inansın” şeklinde mazeret beyan etme yolları kapatılmıştır.