İşaratül-İcaz 38. Ders - Münafığın kâfirliği

“İnsanlardan öyleleri de vardır ki, ‘Allah'a ve âhiret gününe iman ettik.’ derler. Hâlbuki onlar asla mü'min değillerdir.” (Bakara, 8)

Nazm ciheti
-Hükümdeki müştereklik sebebiyle müfred müfrede,
-maksadda birlik sebebiyle cümle cümleye atfedildiği gibi,
-bazan da maksada uygunluk için kıssa kıssaya atfedilir.
Münafıkların (bu âyetle başlayan kısımdaki) kıssasının bundan önceki kâfirlerin kıssasına atfı yani on iki âyetle anlatılan münafıkların kıssasının mülahhasının iki âyetle anlatılan kâfirlerin kıssasının manasına atfı bu türdendir.

Çünkü Tenzil (Kur’ân), önce “İşte şu, o kâmil Kitap” diyerek kendisini sena ile söze başladı. Peşinden Kur’ân’ın meyveleri olan mü’minleri medhetti. Ardından da “Her şey zıddıyla bilinir” sırrıyla mü’minlerin zıddı olan kâfirlerin zemmini getirdi. Hikmet-i irşadın tam olması için insan gruplarını tekmil olarak münafıkların getirilmesi münasip oldu.

Eğer desen: Kur’ân (bu kısımda) tam bir küfür içinde olan kâfirleri veciz bir şekilde iki âyette anlatırken, münafıklar hakkında on iki âyetle sözü niye uzattı?

El-cevap: Bir kısım nükteler için böyle yaptı:
- Düşman bilinmediğinde daha muzır olur. Sinsi olduğunda daha habis olur. Kezzab olduğunda fesadı daha şedit olur. Dâhili olduğunda zararı daha büyük olur.

Çünkü dâhili düşman hârici olanın hilafına salâbeti kırar ve kuvveti dağıtır. Hârici olan ise asabiyeden gelen salâbeti kuvvetlendirir.

Maalesef nifakın İslâm’a cinayeti cidden çok büyüktür. Bu müşevveş durum ancak nifak yüzündendir. Bundan dolayı Kur’ân onların şenaatlerini ortaya çokça koymuştur.

-Münafık, mü'minlerle iç içe yaşaması sebebiyle peyderpey onlara ünsiyet eder, yavaş yavaş imana ülfet eder, kendi amellerini çirkin ve hareketlerini şeni’ görerek kendi hâlinden nefret etmeye hazır bir duruma gelir. Sonunda tevhid kelimesi dilinden kalbine takattur eder.

-Münafığın küfre ilave olarak “Müslümanlarla dalga geçme, onları aldatma, tedliste bulunma, hile, yalan ve riya” gibi cinayetleri vardır.

-Münafık çoğu kere kitap ehlinden ve vehim sahibi cerbezeli kimselerdendir. Bu sebeple hilekâr, dessas ve şeytanî zekâ sahibidir. Böylesi hakkında ıtnabda bulunmak, belâğata daha uygundur.

Bu âyetin kelimelerini tahlil
Bil ki: مِنَ النَّاسِ ifadesi bir veche göre مَنْ için mukaddem haberdir.
إِنْ قُلْتَ: كَوْنُ الْمُنَافِقِ إِنْسَانًا بَدِيهِيٌّ...؟
Eğer desen: Münafığın bir insan olması bedihidir (öyleyse niçin böyle ifade edilmiştir)?

El-cevap: Hüküm bedihi olduğunda, maksat onun lâzımlarından biri olur. Burada maksat, hayrete sevk etmektir. Sanki şöyle der: “Rezil münafığın bir insan olması hayret verici bir durumdur. Çünkü insan mükerremdir, bu derece seviyesiz bir duruma inmemesi gerekir.

Eğer desen: Öyleyse مِنَ النَّاسِ “İnsanlardan” ifadesinin öne alınması nedendir?
El-cevap: Böyle hayret ifade eden inşaî cümlenin yeri, cümle başıdır. Ayrıca nazar, maksadın gerekçesi olan mübtedanın sıfatına odaklanması için böyle gelmiştir. Yoksa nazar bekler ve habere yönelirdi.

"İnsanlar" ünvanından bazı letaif tereşşuh eder:
Onların bu şekilde setri ve çirkin yüzlerinden perdenin kaldırılmaması Peygamberin (as) siyasetine daha uygun olduğuna ima ile münafıkları ismen ifşa etmedi, “insanlardan bir kısmı” ünvanı altında perdeledi

Çünkü şayet ifşa ile onları belirleseydi, mü'minler (“Acaba biz de münafık mıyız” diye) vesveseye düşerlerdi. Zira nefsin desiselerinden emin olunmaz. Böyle bir vesvese korkuya, korku riyaya, riya ise nifaka yol açar

Ayrıca, Kur’ân onları belirlemek sûretiyle kınasaydı, “Peygamber (as) mütereddittir, kendi etbaına güvenmiyor” denilirdi.

  Keza fesadın bir kısmı perde altında kalsa azar azar söner, sahibi de onu gizlemeye çalışır. Şayet perde kaldırılsa "Utanmadığında dilediğini yap!" denildiği gibi, o şahıs “Ne olacaksa olsun” der, nifakı neşre başlar, aldırmaz.

- اَلنَّاسِ "İnsanlar" tabiri şuna işaret eder: Nifaka münafi diğer sıfatlardan kat-ı nazar, en genel bir sıfat olan “insan olmak” bile ona münafidir. Çünkü insan mükerremdir, böylesi bir rezalet onun şanından değildir.

-Bu ifade nifakın bir taife ve tabakaya has olmayıp, insan nev’inin her tabakasında bulunmasına bir remizdir.

-Bu ifade, nifakın insan olan herkesin haysiyetini ihlal ettiğine telvih eder. Bundan dolayı bu zehrin yayılmaması için ona karşı herkesin öfkesi harekete geçmeli, her insan onu tahdide çalışmalıdır. Nitekim içlerinden birinin çirkin bir hareketi, bir topluluğun namusunu zedeler ve onların öfkesini harekete geçirir.

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...