Madde ve ötesi

Melâike bir ümmettir; şeriat-i fıtriye ile memurdur

Şeriat-i İlâhî ikidir. Hem iki sıfattan gelmiş iki insan muhatap, hem de mükellef olmuş.

Sıfat-ı iradeden gelen şer’-i tekvînî, insan-ı ekber olan âlemin ahvâlini, hem de harekâtını-ki ihtiyarî değil-tanzim eden şer’dir. O meşiet-i Rabbânî, yanlış bir ıstılahla tabiat da denilir.

Sıfat-ı kelâmından gelen şeriat ise, âlem-i asgar olan insanın ef’âlini ki ihtiyarî olmuş, tanzim eden şer’dir. İki şer’ bir yerde bazan eder içtima. Melâike-i İlâhî, bir ümmet-i azîme, hem bir cünd-ü Sübhânî,

Birinci şer’e olmuş hamele-i mümtesil, amele-i mümessil. Hem onlardan bir kısmı ibâd-ı müsebbihtir. Bir kısmı da müstağrak, Arşın mukarrebîni.

• • •

Madde rikkat peydâ ettikçe hayat şiddet peydâ eder

Hayat asıl, esastır; madde ona tâbidir, hem de onunla kaimdir. Bir hurdebinî huveyn havass-ı hamsesiyle insanın havassını

Muvazene edersen görürsün: İnsan ondan ne derece büyükse havassı o derece onunkinden aşağı. O huveyne işitir kardeşinin sesini,

Hem de görür rızkını. Ger insan kadar büyüse, havassı hayretfezâ, hayatı şulefeşan, rüyeti de berk-âsâ bir nur-u âsümânî.

İnsan, bir kitle-i mevattan bir zîhayat değildir. Belki de milyarlarla zîhayat hüceyrâtından mürekkep ve zîhayat bir hücre-i insanî.

اِنَّ اْلاِنْسَانَ كَصُورَةِ (يٰسۤ) كُتِبَتْ فِيهَا سُورَةُ (يٰسۤ) فَتَباَرَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِقِينَ

• • •

Maddiyyunluk bir tâun-u mânevîdir

Maddiyyunluk bir tâun-u mânevî; beşere de tutturdu şu müthiş bir sıtmayı. Hem de âni çarptırdı bir gazab-ı İlâhî.

Telkin, hem de taklit, tenkide kabiliyet-i tevessüü nisbeten, o tâun da ediyor tevessü ve intişar. Telkini fenden almış, medeniyetten taklit.

Hürriyet tenkit vermiş; gururundan dalâlet çıkmış.

• • •

Vücutta atâlet yok; işsiz adam, vücutta adem hesabına işler

En bedbaht, sıkıntılı, muztarip işsiz olan adamdır. Zira ki atâlet, vücut içinde adem, hayat içinde mevttir.

Sa’y ise, vücudun hayatı, hem hayatın yakazasıdır elbet.

• • •

Ribâ İslâma zarar-ı mutlaktır
Ribâ atâlet verir, şevk-i sa’yi söndürür. Ribânın kapıları, hem de onun kapları olan bu bankaların her dem nef’i ise, beşerin en fena kısmınadır. Onlar da gâvurlardır. Gâvurlardaki nef’i en fena kısmınadır; onlar da zalimler. Her dem zalimlerdeki nef’i en fena kısmınadır. Onlar da sefihlerdir.

Âlem-i İslâma bir zarar-ı mutlaktır. Mutlak beşer her dem refahı nazar-ı şer’îde yoktur. Zira harbî bir gâvur hürmetsiz, ismetsizdir, demi hederdir. Her dem.

Okunan Yer: Sözler, Lemeât
Okuyan: Prof Dr Şadi Eren

İndirme Linkleri
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...