Block title
Block content

Mesnevî-i Nuriye'den Hubab Dersleri, 1 - 2. İ'lemler

 

İ’lem ey zikreden ve namaz kılan kardeş!  اَشْهَدُ اَنْ لاَۤ اِلٰهَ اِلاَّ اللهُ ve  مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ ve  اَلْحَمْدُ ِللهِ gibi mübarek kelimelerle ilân ettiğin bir hüküm ve iddia ettiğin bir dâvâ ve işhad ettiğin bir itikad, lisanından çıkar çıkmaz, milyonlarca mü’minlerin tasdik ve şehadetlerine iktiran eder.

Ve keza, İslâmiyetin hak ve hakikat olduğuna ve hükümlerinin doğru bir sadık olduklarına delâlet eden bütün deliller, şahitler, burhanlar, senin o dâvânın ve itikadının hak olduğuna delâlet ederler.

 

Ve keza, söylediğin o mübarek ve mukaddes kelâmlara pek büyük yümünler, feyizler ve berekât-ı İlâhiye terettüp eder.

Ve keza, cumhur-u mü’minîn ve muvahhidînin o kelimât-ı mübarekeden kalben zevk ettikleri mâ-i hayatı ve şarâb-ı cenneti, sen de o mukaddes maşrabalardan içersin.

 

İ’lem! Kavâid-i usuliyedendir ki: Bir mesele hakkında ispat edenin sözü, nefyedenin sözüne müreccahtır. Çünkü, ispat edenin yardımcıları var, sözünde kuvvet olur. Nefyedenin yardımcısı olmadığından tek kalır, sözünde kuvvet yoktur. Hattâ bin adam birşeyi nefyederse, bir adam gibidir. Bin adam da ispat ederse, ispat edenlerin her birisi bin olur. Çünkü hepsi birşeye bakıyorlar...

 

Okunan Yer: Mesnevi-i Nuriye | Hubâb
Açıklayan: Prof. Dr. Alaaddin Başar

Paylaş
Yükleniyor...