Block title
Block content

Mesnevî-i Nuriye'den Katrenin Zeyli, 3 - 4. Remzler

 

Arkadaş! Nefiste öyle dehşetli bir nokta ve açılmaz bir ukde var ki, zıtları birbirinden tevlid eder. Ve aleyhte olan herbirşeyi lehte zanneder. Meselâ, güneşin eli sana yetişir, ziyasıyla başını okşar. Fakat, senin elin ona yetişemez. Ve senin keyfin üzerine hareket etmez. Demek, şemsin sana karşı iki ciheti vardır: biri kurb, diğeri bu’d. Eğer senin ondan baîd olduğun cihetle “O bana tesir edemez” ve onun sana karîb olduğu cihetle “Ona tesir edebilirim” desen, cehlini ilân etmiş olursun.

 

Kezâlik, Hâlık ile nefis arasında da bir kurb ve bu’d vardır. Kurb Hâlıkındır, bu’d nefsindir. Eğer nefis uzaklığı cihetiyle enâniyet ile Hâlıka bakıp “Bana tesir edemez” diye bir ahmaklıkta bulunursa, dalâlete düşer. Ve keza, nefis mükâfatı gördüğü zaman “Keşke ben de öyle yapaydım, böyle olaydım” der. Mücâzâtın şiddetini de gördüğü vakit, teâmî ve inkâr ile kendisini tesellî eder.

 

Okunan Yer: Mesnevi-i Nuriye | Katrenin Zeyli
Açıklayan: Prof. Dr. Alaaddin Başar

Paylaş

Yorumlar

tuğba
maşallah uzak ve yakın meselesi bu kadr güzel anlatılırdı.dersleri okuyan abi keşke senin yerinde olup gece gündüz risale okusaydım.ALLAH Teala bu hakikatleri layıkıyla anlamayı nasip etsin
Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yükleniyor...