BÂTINİYYÛN MEZHEBİ (Bâtınîler)

“Gizli olan şeylerin iç yüzünü bilenler” anlamında kullanılan Bâtınîlik kavramının çok geniş bir anlam çerçevesi bulunur. Bâtınîlik her zâhirin bir bâtını olduğu, Kur’ân’daki her âyetin bir yorumu bulunduğu, bu yorumları ancak Allah ile aralarında gizli bir sır ve özel bir bağ bulunan mâsum imamın bildiği gibi mânâlar çerçevesinde şekillenir. Ayrıca İslâmın ana hükümlerini farklı yorumlayarak din anlayışlarını inkâr sınırlarına kadar götüren itikâdî fırkalar; gizli teşkilatlar kurarak mevcut yönetimlere isyan bayrağı açan çeşitli siyasî gruplar ve Kur’ân âyetlerinin yorumlanmasında izledikleri yöntemler (te’vil) nedeniyle de bazı mutasavvıflar için bu kavram kullanılmıştır.

Bâtınîlikle ilgili bilgiler ilk olarak on birinci yüzyıldaki kaynaklarda, zararlı bir akım olarak geçmektedir. Bâtınîliğin doğuşu ve ortaya çıkışı konusunda çeşitli görüşler ileri sürülmüştür. Bâtınî kaynaklara göre Bâtınîliğin temellerini altıncı imam Câ’fer-i Sâdık zamanından başlamak üzere temelleri atılmış ve ilkeleri belirlenmiştir. Daha sonra oğlu İsmail ile uygulamaya konulmuş bir ekol olarak görülür. Ehl-i Sünnet ve Mu’tezile âlimlerine göre ise Bâtınîlik; Sabiîlik ve Mecûsilik gibi eski İran ve Hint kültürleriyle, eski Yunan’dan, Hıristiyan ve Yahudilikten esinlenerek oluşturulmuş bir inanç sistemidir.

İçinde eski din ve kültürlerden izler barındıran Bâtınîlik, bu izleri ve etkileri temel ilkelerine de yansıtmıştır. Bâtinî doktrininin en belirgin özellikleri arasında şunlar vardır:

Metodsuz Yorum (Te’vil): Kur’ân’daki her âyetin bir yorumu olduğu görüşünden hareketle Bâtınîlerde yorumun sınırı ve ölçüsü yoktur. Onlara göre Hz. Peygamber (a.s.m.) âyetlerin zâhirini yani görünür anlamlarını ifade etmiştir. İmamlar ise bu âyetlerin gerçek anlamlarına vâkıftır. Bu açıdan Kur’ân’ın gerçek anlamını bilen, ondaki bâtınî anlamlara vâkıf olan imamdır.

Hulûl ve ittihad: Bâtınî itikadına göre hulûl, Allah’ın (hâşâ) imamın bedenine girmesi ve kâinatı bu şekilde sevk ve idare etmesidir. İttihad ise Allah’ın (hâşâ) imamın bedenine girmesi, imamın da Allah’ın varlığında erimesidir.

Tenâsüh: Bâtınîlerde âhiret inancı yoktur. Bu yüzden kıyamet ve haşir gibi kavramları kabul etmezler. Bâtınî anlayışa göre ölümle birlikte ceset çürür ve toprağa karışır. Ruh ise kişinin durumuna göre tekrar başka bir bedende hayata döner.

İbâha: Her şeyi mübah sayan Bâtınîlere göre, dinin bâtınına sahip olan kişiden dinin zâhiri yönü düşer. Bu bakımdan dinin görünürdeki ibadet ve taatlarına uymanın bir anlamı ve önemi bulunmaz.
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...