BURSA

Bursa, Marmara Denizinin güneydoğusunda yer alır. Nüfusu 2 milyonun üzerindedir ve Türkiye’nin dördüncü büyük şehridir. Doğusunda Bilecik, Adapazarı, kuzeyinde İzmit, Yalova, İstanbul ve Marmara Denizi, güneyinde Eskişehir, Kütahya, batısında Balıkesir illeri bulunur.

Tarihi beş bin yıl öncesine kadar uzanan Bursa ili topraklarının yaklaşık % 35’ini dağlar kaplamaktadır. Marmara Bölgesinin en yüksek dağı olan Uludağ (2.543 m) bu il sınırları içinde yer alır.

Önceki ismi Prusa olan şehir, 1204-1261 yılları arasında Nikaia’ya (İznik) bağlı küçük bir şehir özelliğini taşıyordu. Selçuklu İmparatorluğunun zayıflayıp dağılmaya başlamasıyla kurulan Anadolu Beylikleri içinde, zamanla gelişen Osmanlı Beyliği, çevredeki Tekfurların arazilerini de alarak güçlendi. Bursa, 1307 yılında Osman Bey tarafından kuşatıldı ve uzun süren kuşatmadan sonra 6 Nisan 1326’da Osman Beyin oğlu Orhan Bey kenti zaptetti. 1335 yılında başkent Bursa’ya taşındı ve şehirde büyük çaplı imar hareketleri başlatıldı. Bu dönemde sadece hisar içinden ibaret iken, Orhan Gazi, hisarın dışına çıkarak Orhan Gazi Külliyesini inşâ ettirdi.

Surlar dışındaki alanlarda mevcut yerleşmeye yakın, hakim noktalarda cami, hamam, imarethane, darüşşifa, medrese gibi yapılar inşa edildi. Kısa bir süre sonra da bu bölgeler iskan için cazip hale getirildi.

I. Murad Hüdavendigar zamanında (1363) başkent Edirne’ye taşındı. Fatih Sultan Mehmed’in İstanbul’u fethetmesinden sonra ise Bursa’nın yönetim merkezi niteliği ortadan kalktı.

Bursa’ya, 1900’lü yılların başında Bilecik, Kütahya, Karesi (Balıkesir), Karahisar (Afyon) sancakları bağlı bulunmaktaydı.
Mehmed Nuri Güleç (Mehmed Fırıncı) ve Ali Çakmak gibi Risale-i Nur hizmetinin önemli isimlerinden bazıları Bursalıdır. Bu şehirde risalelerle ve Üstad Bediüzzaman’la tanışan Nur talebeleri, iman ve Kur’ân hizmetinde büyük gayret sergilemişlerdi. Bu alandaki büyük muvaffakiyetler neticesinde Üstad Bediüzzaman şu ifadeleri kullanmıştır:
“Bursa ve havalisini Barla ve Isparta gibi kabul ediyorum.”

“Konya ehl-i tetkikin, Bursa ise ehl-i tahkikin merkezi idi.”

Mehmed Nuri Güleç, doğrudan kendisinin aktardığı bir hatırasında, Üstad Bediüzzaman Bursa’dan arabayla geçerken tarlalarda çalışan mesture hanımları görünce şöyle der: “Bursa’nın İslâmiyet gömleği yırtılmadı.” Ali Çakmak da Bursa’lı hanımlarla ilgili Üstad Bediüzzaman’dan şu ifadeleri aktarır: “Bursa kadınları bid'alardan mahfuz kalmıştır”.
Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...