Block title
Block content

CÂLÛD

 
Hz. Dâvud (a.s.) zamanında yaşamış olan “Amâlika” isimli kavmin kralıydı. Bu kavim Akdeniz sahilinde, Mısır ile Filistin arasında yaşıyordu.

Câlûd, Hz. Mûsâ’nın vefatından sonraki bir dönemde, İsrâiloğullarına saldırdı, onları yenerek, birçok esir ve kıymetli eşyalarını alıp, ülkesine götürdü. Esirler içinde İsrâil krallarının bir çok prensi de bulunuyordu. Câlût sadece bunlarla kalmadı, geride kalan İsrailoğullarına ağır vergiler koydu.

Bunun üzerine İsrailoğulları aralarında bulunan peygamberlerine giderek, kendilerine bir kumandan tayin etmesini istediler. Peygamberleri de halktan biri olan Tâlut’u başlarına kumandan tayin etti. Âyet-i kerimede bu süreç şöyle anlatılır:
“Bilin ki Allah, Tâlut’u size hükümdar olarak gönderdi, dedi. Bunun üzerine; Biz, hükümdarlığa daha lâyık olduğumuz halde, kendisine servet ve zenginlik yönünden geniş imkânlar vermemişken o bize nasıl hükümdar olur? dediler. Allah sizin üzerinize onu seçti, ilimde ve bedende ona üstünlük verdi. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah her şeyi ihâta eden ve her şeyi bilendir, dedi.”

Fakat İsrailoğulları tayin edilen bu kumandana itiraz ettiler. Her şeyi maddî ölçülere göre değerlendirmeye alışmış olduklarından içlerinden daha zenginleri varken, böyle birisinin tayinine razı olmadılar. Fakat Peygamber, Tâlut’un hem bilgili, hem de fiziksel yapı itibariyle bu işe uygun olduğunu söyleyip bu işin ehli olduğunu belirtti (Bakara Sûresi, 246-247). Yine Peygamber, İsrailoğullarına, Tâlut’un hükümdarlığının işâreti olarak içinde atalarına ait bir takım kutsal emânetler ve Tevrat levhaları bulunan kutsal tabutu meleklerin getirmesi mu’cizesini gösterdi (Bakara Sûresi, 248).

Bunlardan sonra, Tâlut, İsrailoğullarının başına geçip, Câlût’la savaşmak üzere Filistin veya Ürdün nehrini geçerken, Allah’ın emriyle ordusunun sabrını veya samimiyetini ölçmek istedi. Hava çok sıcaktı ve ordusuna nehirden geçerken su içmemelerini söylemişti. Fakat ordusundan bu emre uyanların sayısı oldukça az miktarda kalmıştı.

Fakat Tâlut bu kutsal mücadelesinden caymadı ve Câlût ile savaşa girdi. Halbuki savaştan önce ordusundan bazıları, Câlût’un ordusunu görünce: “Bugün Câlût’un ordusuyla karşılaşacak gücümüz yok” demişler ve kumandanlarını bırakarak savaşa girmemişlerdi. Buna rağmen, az sayıda samimi mü’min ile beraber savaşa giren Tâlut, Câlût’a karşı savaşı kazandı. Tâlut’un ordusunda bulunan Hz. Dâvud da Câlût’u öldürdü. (bk. Dâvûd (a.s.) maddesi)
Paylaş
Yükleniyor...