Block title
Block content

DÂRÜ’L-HİKMET

 
Semavat ve arz altı devrede, safha safha yaratılmış ve sonunda şu gördüğümüz kâinat ortaya çıkmıştır. Kâinatın yaratılışındaki bu hikmet tecellisi ondaki hadiselerde de kendini gösterir. Gece yeryüzünü birden kaplamaz; gündüz de âniden gelmez.

“Dünya dârü’l-hikmet, âhiret dârü’l-kudret olduğundan, dünyada Hakîm, Mürettib, Mürebbi gibi çok isimlerin iktizasıyle dünyada icad-ı eşya bir derece tedrici ve zaman ile olması hikmet-i Rabbaniyenin muktezasıyla olmuş.” (Şualar)

Dünya kudret âlemi olsaydı, şu muhteşem kâinat altı gün (altı devre) yerine bir anda yaratılacaktı.

Ağaçlar da bir anda büyüyecek ve son şekliyle boy göstereceklerdi. O zaman çekirdekler âlemi, yoklukta kalacak, açılmaları, büyümeleri, fidan olmaları gerçekleşmeyecekti. Yumurtalar ve nutfeler âlemi de yokluktan kurtulamayacaklar, taşıdıkları Rabbanî sanatları sergilemekten mahrum kalacaklardı.

Fidanlar olmayınca bebekler de, kuzular da, buzağılar da olmayacaktı. Binlerce sanat bire inecek, yüzlerce güzellik ortadan kaybolacaktı.

Kâinat bir anda yaratılsaydı insan da bir anda yaratılacak ve kemâl yaş kırk olduğuna göre, dünyamız kırk yaşında ilkokul talebeleriyle dolacaktı.
Terbiye ve tedbir fiillerinin tecellileri görülmeyecek, sadece ibda ve icad fiilleri icra edilecekti. İlâhî hikmet bütün bunlara müsaade etmedi ve kâinat bir anda değil altı devrede inşa edildi.
Paylaş
Yükleniyor...