Block title
Block content

ESKİŞEHİR

 
İç Anadolu bölgesinde yer alan ilin yüzölçümü 13.652 km2’dir. İl toprakları Sakarya Irmağı ve Porsuk Çayının suladığı geniş düzlüklerle, bunları çevreleyen dağlardan oluşur. Kuzeyinde bulunan Sündiken Dağları, ilin batı ve doğu kesimini de kaplar. Güneybatısında Türkmen Dağı, güneydoğusunda ise Sivrihisar Dağları bulunur. İl alanının dörtte birini de ovalar oluşturmaktadır. Bu ovaların en büyüğü Eskişehir Ovası’dır. Şehrin 1990’lardaki nüfusu 641.057 idi.

Şehirde günümüze kadar ayakta kalmış mimarî eser sayısı fazla değildir. Selçuklu dönemine ait Alâeddin Camii ile Osmanlı dönemine ait Kurşunlu Camii en önemli tarihî eserlerdir.

Üstad Bediüzzaman’ın Eskişehir’e ilk gelişi 1935 yılında Eskişehir Ağır Ceza Mahkemesi tarafından hakkında dava açılması sebebiyle oldu. “Bediüzzaman, gizli cemiyet kuruyor, rejim aleyhindedir, rejimin temel nizamlarını yıkıyor” gibi ithamlara maruz kaldı. Mahkeme tarafından yüzü aşkın Risale dört ay boyunca incelendi. Üstadın hiçbir şekilde siyasetle uğraşmadığı meydana çıktı. Ancak incelenen yüzden fazla Risaleden sadece birkaçındaki—Yirmi Dördüncü Lem’a (Tesettür Risalesi), Hücumat-ı Sitte ve Zeyli Risalesi—bazı cümleler yanlış yorumlanarak Üstad’a on bir ay, 15 talebesine de 6 ay ceza verildi. Geri kalan 105 Nur talebesi beraat etti.

Bu karar üzerine Üstad Bediüzzaman, verilen cezayı yersiz bularak, karara itiraz etti. Bu cezanın bir beygir hırsızına veya bir kız kaçırıcısına lâyık olduğunu belirterek, kendisinin ya beraatine ya da idamına veyahut yüz bir sene hapse mahkûmiyetine hükmedilmesini ısrarla istedi. Mahkemeye karşı hazırladığı müdafaa Otuz Birinci Mektubun Yirmi Yedinci Lem’ası olarak Eskişehir Müdafaanamesi adı altında bir araya getirildi.

Kendisine yapılan birçok işkenceye, sıkıntıya rağmen, hapishanede kaldığı sürede 28., 29., 30. Lema’lar ile Birinci ve İkinci Şuaları telif etti. 1936 yılı baharında Eskişehir Hapsinden tahliye edilerek, Kastamonu’ya sürgün edildi.

Bu tahliyeden sonra Üstadın Eskişehir’e gelişi 1951 yılında oldu. Fakat öncesinde 1947’de burada Gençlik Rehberi bastırılmıştı. 1951’de 2 ay kadar burada ikamet etti. Bu zaman zarfında Yıldız Otelinde kaldı. Yine 1951’de Üstadın isteğiyle İkinci Şua, Hutbe-i Şamiye ve Zeyilleri, El- Hüccetü’z-Zehra gibi eserler burada çoğaltılarak neşredildi. Daha sonra Gençlik Rehberi yüzünden açılan dava sebebiyle İstanbul’a gitti. Isparta’daki son yedi senelik hayatına kadar zaman zaman bu şehre gelip gitti. Hattâ 1956 yılında talebelerinden İhsan Çalışkan bu geliş gidişlerin ilgi çekici yönünü şöyle anlatıyor: “1956 Eskişehir zelzelesinden önce Üstad, her gün kuşluk vakti Emirdağ’dan Eskişehir’in Kanlıpınar semtine giderek 1-1.5 saat kadar kalıyor, tekrar Emirdağ’a dönüyordu. Üstad amcamı Eskişehir’e gönderiyor. ‘Kardeşlerime selâm söyle, dua etsinler. Bir âfet olacak; fakat inşaallah zarar görmeyecekler.’ Gariptir ki, zelzele, Üstadın Eskişehir’e gelip gittiği gün kadar devam etti. Mühim bir zarar olmadan felâket atlatıldı.”

Üstad Bediüzzaman’ın bu şehre en son uğrayışı 1957 yılında Hilmi Efendinin hâfız cemiyetine dâveti üzerine, trenle Isparta’dan Eskişehir’e gelmesi ve oradan da Muttalib’e gitmesiyle olmuştur.
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2200 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...