Block title
Block content

FARS / İRAN

 
Pars kelimesinin Arapçalaşmış şekli olan Fars, bugünkü İran’da güneyde İran Körfezi, doğuda Kirman, kuzeyde İsfahan, batıda Huzistan’la çevrili coğrafî bölgeye verilen isimdir. Batı literatüründe Persia şeklinde kullanılan kelime ise bütün İran’ı ifade etmektedir. Fars, Ahamenî ve Sâsânî hanedanlarının kurulup hüküm sürdüğü önemli bölgelerden biriydi ve yaklaşık bugünkü eyalete tekabül etmekteydi. Pars (Perse) adı bu bölgenin ismi olduğu kadar, burada yaşayan kavmin de adıydı. Eski Yunan kaynaklarında Persis olarak geçen kelime Ortaçağ Avrupa yazarları tarafından Pers (Perse) şeklinde kaydedilmektedir.

Kullandıkları dil Farsça’dır. İslâmdan önce Zerdüştlük, Maniheizm gibi dinler ülkede etkili olmuştur. Kisrâ ise, İran şahlarına verilen bir ünvandır.

Hz. Peygamberin (a.s.m.) doğduğu gece Kisrâ’nın sarayının 14 şerefesi yıkılmıştı. O zamanın Kisrâsı bunun nedenini Satîh adlı kahinden sormuş, o da şöyle yorumlamıştır: “On dört zat, sizlerde hâkimiyet edecek, sonra saltanatınız mahvolacak. Hem birisi gelecek, bir din izhar edecek. İşte, o sizin din ve devletinizi kaldıracak.” Hz. Peygamber (a.s.m.) İkinci Hüsrev’e (Perviz) İslâma davet mektubu göndermiş, fakat Hüsrev mektubun okunmasına tahammül edemeden yırtıp atmıştır. Bu durum Peygamber Efendimize haber verilince Efendimiz (a.s.m.) “Allah da onun mülkünü parça parça etsin” şeklinde beddua etmiştir. Sad Bin Ebî Vakkas komutanlığındaki Müslümanlar Hz. Ömer (r.a.) devrinde İran’ı fethederek, Kisrâ’nın devletini ve dinini (ateşperestlik) ortadan kaldırmıştır.
Paylaş
Yükleniyor...