HAMD VE ŞÜKÜR

"Şükür nimette in’âmı görmek demektir. İn’âmı görmek, nimetin zevâlinden hâsıl olan elemi def’eder. Zirâ nimet zâil olduğundan Mün’im-i Hakikî onun yerini boş bırakmaz; misliyle doldurur ve teceddüdünden lezzet alırsın." (Mesnevî-i Nûriye, Habbe)

"Nimet-i İlâhiye bir şükrân ister ki devam etsin, ziyade olsun. Yoksa nimet şükrü görmezse gider." (Mesnevî-i Nûriye, Hubab)

"Kur’ân-ı Hakîm, nasıl ki şükrü netice-i hilkat gösteriyor. Öyle de, Kur’ân-ı kebîr olan şu kâinat dahi gösteriyor ki, netice-i hilkat-i âlemin en mühimi şükürdür." (Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Hamd ve senâ, medih ve minnet O’na mahsustur, O’na lâyıktır." (Mektûbat, Yirminci Mektup, Birinci Makam, Beşinci Kelime)

"Cenab-ı Hak, hadsiz enva-ı nimetini nev-i beşere zemin yüzünde neşretmiş. Ona mukabil, o nimetlerin fiyatı olarak şükür istiyor." (Mektûbat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım)

"Ona teşekkür etmek; o nimetleri doğrudan doğruya Ondan bilmek, o nimetlerin kıymetini takdir etmek ve o nimetlere kendi ihtiyacını hissetmekle olur." (Mektûbat, Yirmi Dokuzuncu Mektup, İkinci Risale olan İkinci Kısım)

"Lezzetli rızık ve nimet, kısa ve muvakkat lezzet-i zâhirîsiyle beraber, dâimî, hakikî, hadsiz bir lezzeti ve zevki taşıyan iltifât-ı Rahmanîyi şükür ile kazandırır." (Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Şükrün mikyâsı kanaattir ve iktisattır ve rızadır ve memnuniyettir. Şükürsüzlüğün mizanı hırstır ve israftır, hürmetsizliktir, haram-helâl demeyip rast geleni yemektir." (Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Hem şükür içinde, sâfî bir iman var, hâlis bir tevhid bulunur." (Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Rızkın, aşka lâyık bir sûreti var, o da şükür ile o sûret görünür. Yoksa ehl-i gaflet ve dalâletin rızka aşkları bir hayvanlıktır." (Mektûbat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Hâlık-ı Rahmân'ın, ibâdından istediği en mühim iş şükürdür. Furkan-ı Hakîmde gayet ehemmiyetle şükre davet eder." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Şecere-i hilkatin en mühim meyvesi şükürdür. Ve şu kâinat fabrikasının çıkardığı mahsulâtın en âlâsı şükürdür." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Şükrün envâı var. O nevilerin en câmii ve fihriste-i umumiyesi, namazdır." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Rızka iştiha ve iştiyak, bir nevi şükr-ü fıtrîdir." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Dünyada yediğin meyve üstünde söylediğin 'Elhamdülillâh' kelimesi, Cennet meyvesi olarak tecessüm ettirilip sana takdim edilir. Burada meyve yersin, orada 'Elhamdülillâh' yersin." (Sözler, Otuz İkinci Söz, Üçüncü Mevkıf)

"Divane olmazsan, muvakkat lezzeti yalnız şükür için arayabilirsin. Zaten lezzetler şükür için verilmiş." (Emirdağ Lâhikası-I, 148.Mektup)

"Hâlık-ı Rahîm, nev-i beşere verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasâretli bir istihfaftır." (Lem'alar, On Dokuzuncu Lem'a, Birinci Nükte)

"Şükürde bir zahmet yoktur. Bilakis nimetin lezzetini arttırır. Çünkü şükür, nimette in’âmı görmek demektir." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)

"Hamd, in'am şeceresini, nimet semeresinde gösterir. Ve bu vesileyle zeval-i nimetin tasavvurundan hasıl olan elem zâil olur. Çünkü şecerede çok semere vardır, biri giderse, ötekisi yerine gelir. Demek hamd, ayn-ı lezzettir." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe)

"Mâzide şükrünü edâ etmediğin nimetlerin şükrünü kaza etmek lâzımdır." (Mesnevi-i Nuriye, Zeylü'l-Habbe)

"Umumî nimetlere karşı nankörlük edip şükran etmemek, en büyük küfran-ı nimet sayılır." (Mesnevi-i Nuriye, Şu'le)

"İnsanın Cenâb-ı Haktan hiçbir hakkı talep etmeye hakkı yoktur. Bilâkis, daima Ona şükretmeye medyundur. Çünkü, mülk Onundur, insan Onun memlûküdür." (Mesnevi-i Nuriye, Onuncu Risale)

"Derece-i hararet gibi, her musibette bir derece-i nimet vardır. Daha büyüğünü düşünüp, küçükteki derece-i nimeti görüp, Allah’a şükretmeli." (Mektubat, Hakikat çekirdekleri)

"Hamd ise, ibadetin icmâlî bir sureti ve küçük bir nüshasıdır." (İşarat-ul İ'caz, Sure-i Fatiha)

"Hamdin en meşhur mânâsı, sıfât-ı kemâliyeyi izhar etmektir." (İşarat-ul İ'caz, Sure-i Fatiha)

"En âlâ ve en yüksek tarik olan tarik-i ubûdiyet ve mahbubiyetin dört esasından en büyük esası şükürdür." (Mektubat, Yirmi Sekizinci Mektup, Beşinci Risale olan Beşinci Mesele)

"Teşekkî, kaderi tenkit; ve teşekkür, kadere teslimdir." (Şualar, On Üçüncü Şuâ)

"Nimet ve rahmet-i İlâhiyenin fiyatı, şükürdür. Biz şükrü hakkıyla vermedik. Evet, rahmetin fiyatını şükürle vermediğimiz gibi; zulmümüzle, isyanımızla gazabı celb ediyoruz." (Emirdağ Lâhikası-I, 14.Mektup)

"Kâinatı bu derece in’âmât ile dolduran Zât-ı Kerîm-i Zülcemâl, zîşuurlardan o nimetlere karşı şükür istemesi, zarurî ve bedihîdir." (Lem'alar, On Birinci Lem'a, Beşinci Nükte)

"Şükür nimeti ziyadeleştirir, gaflet ise kaçırır." (Lem'alar, Yirmi Sekizinci Lem'a, Onuncu Nükte)

"İbadet, şükürdür. Şükür, Mün’ime edilir; yani nimetleri veren Zâta şükretmek vaciptir." (İşaratü'l-İ'caz, Bakara Sûresi, 21-22.Âyetin tefsiri)

"Bütün dualar ve ihtiyaçtan gelen ricalar ve nimetten çıkan şükürler ve ibadetler ve namazlar, Hâlık-ı Külli Şeye mahsustur." (Emirdağ Lâhikası-II, 83.Mektup)

"Allah’tan başka, koca semâ ve zemini iki mutî hazinedar hükmüne kimse getirebilir mi? Öyle ise şükür Ona münhasırdır." (Sözler, Yirmi Beşinci Söz, İkinci Şule, İkinci Nur, İkinci Nükte-i Belâğat)

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yükleniyor...