Block title
Block content

HÜDHÜD-Ü SÜLEYMÂNÎ

 
Hemen hemen bütün dillerde çıkardığı sese veya başında bulunan sorguç şeklindeki renkli tüylere göre adlandırılan Hüdhüd, Kur’ân-ı Kerimde Hz.Süleyman (a.s.) kıssasıyla ilgili olarak anılan bir kuştur. Kur’ân’da Hz. Süleyman’dan (a.s.) bahsedilirken, diğer vasıfları yanında kendisine kuş dilinin öğretildiği, cinler, insanlar ve onlardan oluşan orduları bulunduğu belirtilir. Bir sefer esnasında ordularıyla birlikte karınca vadisine gelen Hz. Süleyman, kuşları gözden geçirir ve Hüdhüd’ün orada olmadığını anlar. Sebebini sorarak, eğer mazereti varsa bunu ispat etmesini, yoksa kafasını koparacağını belirtir. Çok geçmeden Hüdhüd gelip Hz. Süleyman’a (a.s.) onun bilmediği Sebe ülkesinden haber getirdiğini, bu ülkeyi bir kadının yönettiğini söyler ve onların dini inançları hakkında bilgi verir.

Bunun üzerine Hz. Süleyman (a.s.) Hüdhüd’e bir mektup vererek Sebe’ye götürmesini ve oradaki yöneticilerin nasıl bir karar alacaklarını öğrenmesini ister. Mektubu okuyan Sebe Melikesi, ileri gelen adamlarıyla istişare ettikten sonra Hz. Süleyman’a (a.s.) bazı hediyeler göndermeye karar verir. (Neml Sûresi, 27/16-35)Hüdhüd hakkında Kur’ân-ı Kerimde verilen bu bilgilerin yanında İslâmî literatürde daha başka bilgiler de yer almaktadır. Birkaç rivayetten biri şöyledir:

Hz. Süleyman (a.s.) Beytülmakdis’in yapımını tamamladıktan sonra insan, cin, şeytan, kuş ve vahşi hayvanlardan bir ordu toplayarak önce Mescid-i Haram’a, oradan da Yemen’e gitmek üzere yola çıkar. San’a’ya vardığında bir yerde konaklar. Bu arada su sıkıntısı baş gösterir. Toprağın altındaki suyu görebilme gücüne sahip olan, bu sebeple de Hz. Süleyman’a (a.s.) su bulmada rehberlik eden Hüdhüd aranır, fakat bulunamaz. Daha sonra olaylar Kur’ân’da belirtildiği şekilde gelişir. (Taberî, 11/144).

Üstad Bediüzzaman Yirmi Sekizinci Lem’a’da Hüdhüd’den bahsederken onu hayvanların ve kuşların arîfi olarak tanımlar. Ayrıca suyu az olan Arap Yarımadasında keramet gösterir şekilde, sezme kabiliyetiyle gizli su yollarını bularak, Hz. Süleyman’a (a.s) su buldurup çıkarttıran bir görevli olduğunu da söyler. Üstad, onun bu vazifeyle, toprak altında aşağıdan yukarıya cansız varlıkların kendi kendine çıkamayacağını ancak Allah’ın kudretiyle olabileceğini gösterdiğini belirtir. Hüdhüd’ü risalelerde “suyun mühendisi” ve “Kur’ân’ın medhine mazhar olan kuş” diye de zikreder.

Doğu-İslâm edebiyatlarında Hüdhüd kendisine izafe edilen birçok özelliğiyle zikredilir. Hüdhüd’le ilgili olarak kaleme alınan müstakil hikâyelerin ilki Ferîduddîn-i Attâr’ın Mantıku’t-Tayr adlı tasavvufî Mesnevisidir. Hikâyede Hüdhüd başında hakikat tacı taşıyan bir kuş olarak gösterilmiştir.

Tasavvuftaki kesret-vahdet, zuhur-taayyün düşüncelerine dayanan bu sembolik hikâye İran ve Türk edebiyatlarında defalarca işlenmiştir.

Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî’nin Mesnevî’sinde Hz. Süleyman’la (a.s.) ilgili bir hikâyede yer altındaki suları görmesiyle zikredilir. Ali Şîr Nevaî’nin yazdığı Lisânu’t-Tayr adlı mesnevisinde Hüdhüd yine tasavvufî karakterdedir ve kesret-vahdet ilişkisi içinde Allah’a ulaşmayı sembolize eder. Derviş Şemseddin’in Deh Murg adlı mesnevisinde ise her biri bir kişiyi veya tipi temsil eden aralarında hekim sıfatıyla Hüdhüd’ün de bulunduğu on kuşun birbirleriyle münâzarası konu edilir.

Mesnevîler dışındaki divan şiiri örneklerinde Hüdhüd mazmun, mesel veya motif olarak yer alır. Bunların pek çoğunda Kur’ân-ı Kerimdeki Hz. Süleyman (a.s.) kıssasına işaret edilir.
Yazar: Sorularla Risale | Okunma Sayısı: 2582 | Word indir | Pdf indir
Paylaş
Yükleniyor...