Block title
Block content

İTTİHAD-I İSLAM

 
İttihad-ı İslâm, İslâm birliği anlamındadır. Bediüzzaman’ın tabiriyle, ittihad-ı İslâm “azametli bahtsız bir kıt’anın, şanlı, tali’siz bir devletin; değerli, sahipsiz bir kavmin reçetesi”dir.

Kur’an-ı Kerim, ehl-i imanın kardeş olduğunu haber verir. Bu kardeşlik, imandan gelen bir kardeşlik olup, nesebi kardeşlikten daha kuvvetlidir. Hz. Peygamber, mü’minleri kurşunlarla kenetlenmiş sağlam bir binaya benzetir. (Buhari, Salat, 88) Bir başka hadisinde ise şöyle der:

“Mü’minler, birbirleriyle ilgilenmeleri, birbirlerine yardımcı olmalarında bir cesedin azasına benzerler. O cesedde bir uzuv rahatsızlandığında, diğer azalar uykusuzluk, ateş tarzında bundan etkilenirler.” (Müslim, Birr, 66)

Hz. Peygamber döneminde Bilal-i Habeşi, Selman-ı Farisi, Süheyb-i Rumî gibi Arap olmayanların İslâm toplumundaki saygın statüsü, bu kardeşliğin asr-ı saadetten birer görüntüsüdür.

Hac’da, ayrı renk, ayrı ırk, ayrı milletlere mensup milyonlarca müslümanın aynı heyecanları duyarak, aynı kelimelerle “Lebbeyk, Allahümme Lebbeyk.” demeleri, İslâmdaki kardeşliğin en çarpıcı bir manzarasını teşkil eder. Bu mananın toplum hayatının her safhasında ve İslam ülkeleri arasındaki münasebetlerde de hayata geçirilmesiyle ittihad-ı İslâm tahakkuk edecektir.

Paylaş
Yükleniyor...