Abdülmecid Ağabey'in, Oğlu Fuad İçin Yazdığı Mersiye
Benden sana her subhu şam olsun Fuad binler selam
Binler selam olsun sana, olsun sana binler selâm
Gülsüz kalan bülbül gibi ağlar öter her subhu şam
Okur sana Abdülmecid binler dua binler selam
Ya İlahi eyle mağfur şu şehîd-i gurbeti
İstiyor senden İlahi rahmetinle cenneti
Genç iken, masum iken dergâhına kıldı sefer
Merhametle, mağfiretle ona kıl hüsn-ü nazar
Sen Şefik, Rahman, Rahîm'sin rahmetin çok yâ İlah
Şefkat ü rahmet icabı mağfirettir ey penah
Ver de yâ Rab şu Fuad'a rahmetinle cenneti
Unutsun da çektiği zahmetleriyle gurbeti
Yetiştir yâ Rab Fuad'a benden çok hürmetleri
Sen de eyle yâ İlahî ona çok rahmetleri
Bir Haziran'da gelirdin bekliyordum ben seni
Nerde kaldın gelmedin üzdün Fuad'ım sen beni
Arıyorum tarıyorum Ürgüb'ün her yerini
Göremem Ünlü Fuad'ın ne izi ne eserini
Ağlıyorum sızlıyorum gelmedi senden haber
Yazıyorum soruyorum hiç görünmez bir eser
Bugün yok yarın gelir daim ederdim intizar
Bilmiyordum Cebeci'de sana kazmışlar mezar
Ben böyle bekler iken âh dediler hey serseri
Gözünü yummuş hayata genç Fuad kamp askeri
Ey Fuad'ım şu hayata sakın etme hiç esef
Ne safa var ne vefa var hep cefadır hep telef
Hasretinde kalma sakın hep kederdir hepsi gam
Hayrı yoktur bir hayatın sonu olsun şu elem
Geçidi imanla geçtin bahtiyarsın bahtiyar
Korka korka bekliyorum ben ise leyl ü nehar
Bir hakikat sandığım dünya meğer hülya imiş
Sevdiğim güvendiğim hepsi meğer rüya imiş
Mülkü malı neyleyim çünkü devamsızdır felek
(1) كُلُّ حَالٍ زَائِلٌ و كُلُّ مَنْ عَاشَ هَلِكٌ
Yâ Rab Cümlenin Hálıksın (2) أَنْتَ تُحْيِي وَتُمِيتُ
(3) نَحْنُ رَاضُونَ إِلَهِي بِمَا تَقْضِي وَتُرِيدُ
Nazenin Ünlü Fuad'a Ankara oldu mezar
Cenneti de ya İlahi ona et dâr-ül karar
(1) Meali: Her hâl zaildir, geçicidir. Ve her yaşayan da helâk olacaktır, ölümlüdür.
(2) Meali: Ey Allah'ım! Sen hayat verirsin, diriltirsin ve yine sen vefat ettirirsin, öldürürsün.
(3) Meáli: Ya Rabbi, biz, senin yaptığın, dilediğin, başımıza getirdiğin her şeye, her hâle razıyız.
* * *
Ya Rab
Dar-ı dünyada Fuad'ı benden ettinse cüda
Bari uhrâda beraberce haşret ey Huda
Dünkü hâl oldu hayal, geçti visal geldi zeval
Bu Mecid'i şu Fuad'la haşret ya Zelcelal
Eyvah
Pek büyük, yüksek, uzak bir âleme bir âleme
Uçtu gitti bülbülüm vay halime vay halime
O kadar yükseğe çıkmış yerini görmez hayal
El yetişmez, ses erişmez, olamaz artık visal
Ne görüşmek ne gülüşmek olamaz mahşere dek
Bülbülü gülden cüda etme Huda mahşerde tek
Áh
Bir murada ermeden dünyayı terkettin Fuad
Hálıkından umarım ukbâda olsan bermurad
Ne olaydın ne öleydin ne göreydim ben seni
Senden evvel ben öleydim üzmeyeydin sen beni
Sen ki öldün unutuldun sanma ey nazlı Fuad
Seni besler yaşatır bizlerde var binler fuad (=kalb)
Cebeci topraklarında değilsin Ünlü Fuad
Babanın kalbindesin yavrum ilâ yevm-it tenad
Her zaman zikr-i cemilindir benim vird-i zeban
Kalb senindir, dil senindir, dildesin her zaman
Ürgüb değil dünya bile gözümde bir viranedir
Sensiz kalan Abdülmecid bugün deli divanedir
Ruhum bugün âşık gibi şu gölgeye pervanedir
Vazgeçmiyor atılmadan çünki ona meftunedir
El-Aman
Bu kadar me'yus, hazîn bakma bana yaktın beni
Öleydim böyle kefenli görmeyeydim ben seni
Şu misalin bir hayalse gösterir daim seni
Kalbime verir lehibi artırır suzanını
Ey Aziz
Sana olsun bin selâmlar benim ey gözbebeğim
Kaldı gözüm noktasız tersine döndü feleğim
Sana olsun bin selâmlar benim ey sîret-melek
İçtiğin şerbeti içmek bana da lazım gerek
Ankara okulu yazdı en kara bir haberi
Ruhu ezdi, kalbi deldi, yaktı yıktı ciğeri
Yevm-i aşura gibidir şu Haziran dokuzu
En kara bir gecedir Abdülmecid'in gündüzü
Äh
Ey mezarcı göm beni de şu Fuad'ın kabrine
Firkatin dayanamam vallahi asla kahrına
Katılsın zerratımız álem-i berzahta keza
Sarılsın birbiriyle ruhlar ila yevm-il ceza
Ey mezarcı Cebeci'de bana da kaz bir mezar
Olayım nazlı Fuad'ın komşusu leyl ü nehar
Sevgili Fuad
Doymadım vallahi senden, görmedim senden murad
Çağırıyorum gece gündüz vay Fuad'ım vay Fuad
Eyledikçe seni yâd yanar serâpay ciğerim
Ahları figanları ayyuka doğru çekerim
Sanadır daim benim figanlarım, ağladığım
Sana karşı ebediyen çözülmez bağlılığım
El-Aman
Sevdiğim, güvendiğim bugün mezarda oldu gül
Pek civan u nazenindi benzeri olmazdı gül
Gül gibiydi gül gibi de soldu bozuldu hemen
Gönül de bülbül gibi yok ne kararı ne eman
Vâ-Esefa
Yolunu şaşırtarak beynine kondu "menejit"
Keşki o Abdülmecid'e rastgeleydi "denemit"
Şükrüm oldu senin Miladî tarih-i vefat
Cennetin hurileriyle konuşur nazlım Fuad
553 499 668 138 86 (Yekûn: 1944)
(Abdülmecid Ünlükul, Risale-i Fuadiye, Risale-i Nur araştırma Merkezi, s. 42-46)