ÇÜRÜMÜŞ KEMİKLERİN DİRİLTİLMESİ

Übey B. Halef, bir grup müşrike, “Muhammed Allah’ın ölüleri dirilteceğini söylüyor. Bu konuyu onunla tartışacağım.” der ve çürümüş bir kemik alarak Resulullah (asm.)’ın yanına varır. Elindeki kemiği ufalar ve dökülen tozları göstererek, alaycı bir tavırla; “Bunları tekrar kim diriltecek?” diye sorar; öldükten sonra yeniden dirilmeyi akıldan uzak görüp inkâr eder.

Bunun üzerine şu ayet-i kerîmeler nazil olur:

“İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi? Şimdi o açıktan açığa bize düşman kesiliyor.”

“Kendi yaratılışını unutup bize örnek getirmeye kalkışıyor ve ‘Şu çürümüş kemiklere kim can verecekmiş?’ diyor.”

“De ki, kim onları ilk başta yaratmış ise O diriltecek. O yaratmanın her türlüsünü bilir.” (Yasin, 36/77-79)

Son ayette “halk” kelimesi geçer. Bu kelime hem “mahlûk” mânasına, hem de “yaratma” mânasına gelir. Birincisine göre mâna; “O, bütün mahlûkatını bilir.” şeklinde olur.

İkincisine göre ise, “O her türlü yaratmayı bilir.” mânasını ifade eder. Bu ikinci mâna, konuya daha uygun düşmektedir. Yani, Allah yoktan yaratmayı bildiği gibi, Hz. Âdem’i topraktan yaratmayı, Hz. İsa’yı annesiz yaratmayı, sizi anne-baba ikilisini sebep ederek yaratmayı da bilir. Keza, ölümünüzden sonra sizi yeniden yaratmayı da bilir. Böylece, Hz. Âdem'in annesiz ve babasız yaratılması hadisesi, haşirde bütün insanlar için ve bir anda tahakkuk edecektir. Bu ise, daha önce örneği sergilenmiş bir yaratma çeşididir.

Konunun devamında, “Öyle bir Zâta karşı 'men yuhyi’l-izam' deyip kudretine karşı taciz ile meydan okunmaz.” buyrulur.

Olayın seyri nazara alındığında, “Men yuhyi’l-izam” (Bu çürümüş kemikleri kim diriltecek?) ifadesi bir soru değil, bir meydan okumadır. Yani, “Kimmiş bunları diriltecek?.. Hayır! Kimse bunları diriltemez. Hiç çürümüş kemikler yeniden dirilip de insan mı olurmuş? Buna nasıl inanılır?” gibi inkâr kaynaklı maksatlar için bu cümle sarf edilmiştir.

Çürümüş kemik parçasını elinde ufalayarak o cümleyi sarf eden şahsın, “kendi dar aklını ve azıcık kuvvetini ölçü alıp", Allah’ın sonsuz kudretini acizlikle itham etmesi söz konusudur. Burada çok tuhaf bir tablo sergilenmiştir:

O adam bu sözleri sarf etmekle, gerçekte, “ölümünden sonra, kendisini kimsenin diriltemeyeceğini” iddia etmiş oluyor. Halbuki, o şahıs henüz hayatta iken kendisini öldürecek kudrete karşı koyamıyor, “Beni kim öldürecekmiş!?.” diyemiyor.

Hayatta iken ölümüne karışamayan bir kimse, öldükten sonra dirilmeye nasıl karşı koyacaktır!?.

Yükleniyor...