Block title
Block content

MELÂMÎLİK

 
Milâdî 8. yüzyılda yaşanan siyasî ve sosyal çalkantılar sonucu ortaya çıkan akımlardan birisidir. Bir açıdan tarikat ve tasavvuf metoduna tepki olarak ortaya çıktığı da söylenebilir. Çünkü insanlardan uzaklaşmayı, inzivayı telkin eden tarikatlardaki uygulamaların tersine, toplum içinde yer almayı, ancak insanların hor ve hakir göreceği şekilde yaşamamayı öngören bir sistem ortaya konulmuştur.

Melâmîlikte halka dönük yaşam tarzı vardır. Yani tarikatlarda olduğu gibi halktan soyutlanma yoktur. Halkla iç içe olmayı esas alırlar. Halktan kopmazlar. Kendilerini herkesten aşağı görmek ilkesini benimsemişlerdir.

Melâmîlik tarihî süreç içinde üç grup altında incelenmektedir. Bu ayırım Melâmî pîrlerinin anlayış farklılığından kaynaklanır.

1. Dönem Melâmîleri: Haldun Kassâr’a bağlanan bu dönem Melâmîliğine Melâmîye-i Kassâriye, ya da Hz. Ebu Bekir’e (r.a.) dayandığı görüşünden dolayı Tarikat-ı Âliye-i Sıddîkiye denilir. Bu dönem Melâmîliği geleneksel tarikat çizgisine yakındır. Ehl-i Sünnet çizgisi içerisindedir. Nefsi gemleme, nafile ibadet, zikir, evrad vs. gibi tarikatlarda görülen kurallar bu dönem Melâmîlerinde de mevcuttur.

2. Dönem Melâmîleri: Bu dönem Melâmîleri ünlü mutasavvıf Ahcı Bayram-ı Veli’nin kurucusu olduğu Bayramiye Tarikatının bir kolu olduklarından Melâmîye-i Bayramiye diye adlandırılırlar. Bu dönem Melâmîleri Vahdet-i Vücud düşüncesini benimsemişlerdir. Aşırı Ehl-i Beyt (bk. Âl-i Beyt maddesi) sevgisinden dolayı Şiîliğe meyletmişlerdir.

3. Dönem Melâmîleri: Bu dönem Melâmîleri kurucuları Muhammed Nûru’l-Arabî’nin adından dolayı Melâmîye-i Nûriye diye bilinirler ve Nakşîliğe yakındırlar. Bu dönem Melâmîleri riya, şöhret, hubb-u cah gibi tehlikelerden kurtulmak uğruna halka kendilerini kötü gösterme, şeriata aykırı davranma gibi bir yöntem takip etmişler ve halkın kendilerinden kaçtığı oranda gerçek ihlâsı ve Allah sevgisini kazanacaklarına inanmışlardır.
Paylaş
Yükleniyor...