Block title
Block content

NECMEDDÎN-İ KÜBRÂ

 
Kübreviyye tarikatının kurucusudur. Tam adı, Ebu’l-Cenâb Ahmed bin Ömer bin Muhammed bin Abdullah’dır. Babasının adı Ömer’dir.

Necmeddîn-i Kübrâ hazretleri, 1145 senesinde Orta Türkistan’da, Aral gölü civarındaki Harezm köylerinden Hayvek’te doğdu. Çocuk yaşta ilim öğrenmeye başladı. İlim tahsil etmek için çeşitli yerleri dolaştı. Önce Hemedan’da bulunan Ebû Ali’ye gitti ve ondan hadis okuyarak icazet aldı. Ardından Mısır’ın İskenderiye şehrinde Ebû Tahir Silefî adlı Şafiî mezhebine bağlı bir hadis âliminin ders halkasına katıldı. Bu zâttan yeterince yararlandıktan sonra Nişabur’a gitti. Orada Ebû Meâlî’den ilim tahsil etti. En fazla üzerinde durduğu alan ise hadis ilmi oldu.

Kaynaklara göre, otuz beş yaşlarına geldiğinde tasavvufa yöneldi. Necmeddîn-i Kübrâ’nın tasavvuf yoluna girmesinde Baba Ferec Tebrîzî’nin büyük etkisi oldu. Tebriz’de hadis dersi okurken, gördüğü Baba Ferec, görüntüsü ve haliyle Necmeddîn-i Kübrâ’yı etkiledi. Tasavvuf yolundaki şeyhleri İsmail Kasraî, Ammâr-ı Bitlisî ve Ruzbehân Kebir Mısrî oldu.

Necmeddîn-i Kübrâ, şeyhlerinden biri olan Ruzbehân Kebir Mısrî’nin kızı ile evlendi. Diğer şeyhi Ammâr onu yetiştirdikten sonra, irşad vazifesi ile görevlendirerek doğduğu yer olan Harezm’e gönderdi. Harezm’de oldukça faydalı hizmetlerde bulundu. Çok sayıda talebe yetiştirdi. Mevlânâ’nın babası Sultanü’l-Ulemâ ve Feridüddîn-i Attâr’ın hocaları Mecdüddîn-i Bağdâdî ve Bâbâ Kemâl Cündî, onun yetiştirdiği meşhur talebelerinden bazılarıdır.

Bazı kaynaklara göre Mefatih-ül Gayb adlı tefsirin yazarı olan Fahreddin Râzi‘nin de ona bağlandığı ve müridi olduğu belirtilir.

Necmeddîn-i Kübrâ çok zeki biriydi ve geniş bir ilim sahibiydi. İlmî tartışmalarda herkese galip geldiği için kendisine “Tâmmetü’l-Kübrâ” denirdi. Hayatının sonraki dönemlerinde, bu lâkabın ilk bölümü unutularak “Kübrâ” namıyla anıldı. Bu lâkab, şeyhinin verdiği “Necmeddîn” ismiyle beraber kullanılmıştır.

Ayrıca insan yetiştirme konusundaki kabiliyetinden dolayı kendisine “Veli Tiraş” (Veli yontucu) denilmiştir. Bu lâkab kendisine himmeti ile her müridini kısa sürede erdirmesi sebebiyle verilmiştir.

Tarikat silsilesinde Cüneyd-i Bağdadî, Cafer-i Sâdık ve Hz. Ali (r.a.) bulunan Necmeddîn-i Kübrâ’nın tesis ettiği tasavvuf okulu sonradan sekiz kola ayrıldı.

Necmeddin-i Kübra 1221 yılında Moğollarla savaşırken şehid oldu.

Eserleri şunlardır: Aynü’l-Hayat, Usûl-i Aşere, Risale ile’l-Hâim, Fevâihu’l-Cemâl, Adâbu’s-sûfiyye, Risale-i Necmüddîn, Sekînetü’s-Sâlihîn, Risale-i Sefine.
Paylaş
Yükleniyor...