Block title
Block content
“İşte bu cüz’î sirkat meselesine sair küllî ve şümullü ahkâm-ı İlâhiye kıyas edilsin. Ta anlaşılsın ki, saadet-i beşeriye dünyada adaletle olabilir. Adalet ise, doğrudan doğruya Kur’ân’ın gösterdiği yol ile olabilir.”

Hikâyenin hülâsası bitti.

Eğer beşer çabuk aklını başına alıp adalet-i İlâhiye namına ve hakaik-i İslâmiye dairesinde mahkemeler açmazsa, maddî ve mânevî kıyametler başlarına kopacak, anarşilere, Ye’cüc ve Me’cüclere teslim-i silâh edecekler diye kalbe ihtar edildi.

İşte bu hikâyeyi o zamandaki bazı dindar meb’uslara Eski Said söylemiş. Ve iki defa tab edilen Arabî Hutbe-i Şâmiye’nin zeylinde kırk beş sene evvel yazılmış. HAŞİYE

Şimdi bu hikâye ile evvelki temsil, o zamandan ziyade tam bu zamanın dersi olmasından, berâ-yı malûmat hakikî dindar meb’usların nazarına medar-ı ibret için gösteriyoruz.
Said Nursî
• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Hutbe-i Şâmiye namında matbu Arabî risaleyi, Arabî bilmediğimiz için Üstadımızdan rica ettik ki, bize bir-iki gün ders ver. Birkaç gün zarfında söylediği dersin takririni kaleme aldık. Üstadımız dersi verdiği vakit, bazı cümlelerini zihnimizde tam yerleştirmek için tekrar ederdi. Âhirdeki temsil ve hikâyeyi izahlı bulduğumuzdan, en evvel onları üniversitelilerin ve dindar meb’usların nazarlarına göstermemizin sebebi: Üstadımız derse başladığı vakit “Eski zamanda şimendiferde mektepli o iki muallim yerine sizleri; ve bana şeriat hakkındaki sual soran kırk beş sene evvelki mebuslar yerine, şimdiki hakikî dindar meb’usları kabul ve tasavvur edip öylece konuşuyorum” dediği için, biz de ehl-i maarif ve dindar mebuslara, berâ-yı mâlûmat bu dersimizi gösteriyoruz. Sonra isterlerse Hutbe-i Şâmiye’den bütün dersimizi göstereceğiz. Münasip görülse neşir de edeceğiz. Âlem-i İslâmdaki siyaset-i İslâmiyeye dair Üstadımızdan bir ders almak isterdik. Hâlbuki otuz beş seneden beri siyaseti terk ettiğinden Eski Said’in siyaset-i İslâmiyeye temas eden bu Hutbe-i Şâmiye tercümesi Eski Said hesabına bir derstir. (Tahirî, Zübeyir, Bayram, Ceylân, Sungur, Abdullah, Ziya, Sadık, Salih, Hüsnü, Hamza)
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adalet-i İlâhiye : Allah’ın adaleti (bk. a-d-l; e-l-h)
âhir : son (bk. e-ḫ-r)
âlem-i İslâm : İslâm âlemi (bk. a-l-m; s-l-m)
Arabî : Arapça
berâ-yı mâlûmat : bilgi vermek için (bk. a-l-m)
beşer : insan
ehl-i maarif : eğitimciler; ilim ve irfan ehli olanlar (bk. a-r-f)
hakaik-i İslâmiye : İslâmî hakikatler (bk. ḥ-ḳ-ḳ; s-l-m)
hakikî : gerçek (bk. ḥ-ḳ-ḳ)
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
Hutbe-i Şâmiye : Bediüzzaman Said Nursî’nin Şam’daki Emeviye Camiinde verdiği hutbe (bk. bilgiler – Câmiü’l-Emevî)
hülâsa : özet, öz (bk. ḫ-l-ṣ)
ihtar : hatırlatma, ikaz
izah : açıklama
matbu : basılmış (bk. ṭ-b-a)
mebus : milletvekili
medar-ı ibret : ibret vesilesi (bk. a-b-r)
mektep : okul (bk. k-t-b)
muallim : öğretmen (bk. a-l-m)
nazar : bakış, dikkat (bk. n-ẓ-r)
neşir etme : yayınlama, yayma
saadet-i beşeriye : insanlığın mutluluğu
siyaset-i İslâmiye : İslâmî siyaset, idare
sual : soru
şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi; İslâmiyet (bk. ş-r-a)
şimendifer : tren
tab edilme : basılma (bk. ṭ-b-a)
takrir : anlatış, uzun uzadıya tarif etme; yazı ile bildirme
tasavvur etme : düşünme, hayal etme (bk. s-v-r)
temsil : analoji, kıyaslama tarzında benzetme (bk. m-s-l)
teslim-i silâh : silâh teslim etme, teslim olma (bk. s-l-m)
Ye’cüc ve Me’cüc : Kur’ân-ı Kerimde bahsi geçen ve ortalığı fitne, fesat ve anarşiye boğacak olan kavimler, anarşist topluluk
zeyl : ilâve, ek
Yükleniyor...