Hutuvât-ı Sitte

اَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

وَلاَ تَتَّبِعُوا خُطُوَاتِ الشَّيْطَانِ
1

Her bir zamanın insî bir şeytanı vardır. Şimdi beşerde insan sûretinde şeytanın vekili olan ruh-u gaddar, fitnekârane siyasetiyle cihanın her tarafına kundak sokan el-hannas, altı hutuvâtıyla âlem-i İslâmı ifsad için insanlarda ve insan cemaatlerindeki habis menbaları ve tabiatlarındaki muzır madenleri, fiilî propaganda ile işlettiriyor, zayıf damarları buluyor.

Kimi(nin) hırs-ı intikamını, kimi(nin) hırs-ı câhını, kimi(nin) tamahını, kimi(nin) humkunu, kimi(nin) dinsizliğini, hatta en garibi, kimi(nin) de taassubunu işletip siyasetine vasıta ediyor.

BİRİNCİ HATVESİ: Der veya dedirir: “Siz kendiniz de dersiniz ki: Musibete müstehak oldunuz. Kader zâlim değil, adalet eder. Öyleyse, size karşı muameleme razı olunuz.”

Şu vesveseye karşı demeliyiz: Kader-i İlâhi isyanımız için musibet verir. Ona rızadâde olmak, o günahtan tevbe demektir. Sen ey mel’un! günahımız için değil, İslâmiyetimiz için zulmettin ve ediyorsun. Ona rıza veya ihtiyarla inkıyad etmek—neûzü billâh—İslâmiyetten nedamet ve yüz çevirmek demektir.

Evet aynı şeyi—hem musibettir—Allah verir, adalet eder. Çünkü günahımıza, şerrimize zecren ondan vazgeçirmek için verir. O şeyi aynı zamanda beşer verir, zulmeder. Çünkü, başka sebebe binaen ceza verir. Nasıl ki düşman-ı İslâm, aynı şeyi bize icra ediyor. Çünkü Müslümanız.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Şeytanın izini takip etmeyin.” Bakara Sûresi, 2:168, 208; En’âm Sûresi, 6:142.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlem-i İslâm : İslâm dünyası
beşer : insan
binaen : -dayanarak
cihan : dünya
düşman-ı İslâm : İslâm düşmanı
el-hannas : şeytan
fiilî : hareketlerle
fitnekârane : bozgunculuk yaparak, ara bozarak
habis : pis, kötü
hatve : basamak, mertebe
hırs-ı câh : makam hırsı
hırs-ı intikam : intikam hırsı
humk : ahmaklık, aklı az olmak
hutuvât : adımlar, şeytanın adımları
icra etmek : tatbik etmek, uygulamak
ifsad : bozma, bozgunculuk yapma
ihtiyar : dileme, istek, irade
inkıyad etmek : boyun eğmek, itaat etmek
insî : insan cinsinden olan
kader/Kader-i İlâhi : Allah’ın meydana gelecek hâdiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması
mel'un : lânetlenmiş
menba : kaynak
muamele : davranış
musibet : belâ, büyük sıkıntı
muzır : zararlı
müstehak : hak eden, lâyık
nedamet : pişmanlık
neûzü billâh : Allah korusun
propaganda : bir fikri veya malı beğendirmek için yapılan ilân, reklâm
rıza : memnuniyet
rızadâde : kabul eden
ruh-u gaddar : acımasız, çok zulmeden
sûret : biçim, görünüş
şer : kötülük, fenalık
taassub : aşırı derecede, körükörüne bağlılık
tabiat : yaratılış
tamah : açgözlülük, hırsla isteme
tevbe : pişmanlık duyarak günahtan dönüş
vesvese : kuruntu, şüphe
zecren : sakındırma, yasaklama
zulmet : karanlık
zulmetmek : haksız yere kötülük etmek
Yükleniyor...