Block title
Block content
Sual: Bu cümlenin 1 اِنَّا مَعَكُمْ cümlesine tekit veya bedel olduğunun tevcihi?

Elcevap: 2 اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُنَ cümlesi gerek hak ve hakikate ve gerek ehl-i hak ve ehl-i hidayete ihanete dairdir. Çünkü bundan dalâlet ve ehl-i dalâlete tâzim çıkıyor. Bu ise اِنَّا مَعَكُمْ cümlesinin meâlidir. Demek her iki cümlenin mealleri birdir veya birbirini tekit eder.

Mukadder bir suale cevap olduğunun tevcihi ise, sanki onların şeytanları tarafından şöyle bir sual varit olmuştur ki, “Yahu, eğer siz bizimle beraber ve bizim mesleğimizde olmuş olsaydınız, mü’minlere muvafakat etmezdiniz. Ya siz onların mezheplerine geçtiniz veyahut sizin için muayyen bir mezhep yoktur.” Bu suale karşı اِنَّمَا نَحْنُ مُسْتَهْزِؤُنَ diye, Müslümanlardan olmadıklarını sarahaten söyledikleri gibi, hasrı ifade eden اِنَّمَا ile, muayyen bir mezhebi olmayanlardan olmadıklarına işaret etmişlerdir. Ve keza, devamı ifade eden ism-i fail sigasıyla 3 مُسْتَهْزِؤُنَ demeleri, mü’minlere karşı yaptıkları istihzanın daimî bir sıfatları olup, bilâhare arız olmuş sıfatları olmadığına işarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Sizinle beraberiz.
2 : “Şüphesiz ki biz onlarla alay edicileriz.” Bakara Sûresi, 2:14.
3 : Alay edenler.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 13. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 16. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

alelekser : çoğunlukla, genellikle
arız olma : aslî olmayıp sonradan ortaya çıkma, ilişme
atıf : (Ar. gr.) bir mânâ bütünlüğünü korumak için, bir bağlaç vasıtasıyla başka kelime veya cümle grubuna bağlama yapma, göndermede bulunma
bedel : bir şeyin yerini tutan, yerine geçen; gr. bir şey sıfatıyla (niteliğiyle) beraber söylenmişse ve kastedilen mânâ da o şeyin kendisiyse, sıfat bedel olur. Meselâ, “Kardeşin Ahmed’i gördüm.” Cümlesinde “kardeşin” bedeldir
bilâhare : sonradan
ehl-i dalâlet : doğru ve hak yoldan sapan kimseler
ehl-i hak : hak ve doğru yolda olan kimseler
ehl-i hidayet : doğru yolda olanlar, iman nimetine ermiş olanlar
hak : doğru, gerçek
hakikat : asıl, gerçek
hasr : sınırlandırma, ait kılma; bir hükmün yalnızca bir şeye veya bir şahsa verilmesi
ihbar : bildirme, haber verme; belg. doğru veya yalan hükmün verilebileceği her sözdür
inşa : belğ. doğru veya yalan hükmünün verilemeyeceği her sözdür. Bunlardan bazıları emir, nehiy, soru, nidâ, temennidir
ism-i fâil : gr. bir iş, oluş veya durumu yüklenen şahsı bildiren kelimedir, meselâ; müstehzi; alay eden gibi
istihza : alay etme
kemal-i inkıta : tam bir kopukluk, ayrılık
kemal-i ittisal : tam, sıkı bir bağlantı, ilişki
keza : bunun gibi
mezhep : takip edilen yol
muayyen : belirli
mukadder : gr. lâfız olarak zikredilmediği halde gizli olarak kastedilen söz veya kelime
muvafakat etme : uyma, uyuşma
sarahaten : açıkça
sıfat : özellik, nitelik
siga : kalıp, kip
tâzim : büyüklüğünü dile getirme, yüceltme
tekit : pekiştirme, kuvvetlendirme
tevcih : yöneltme
varit olma : meydana gelme, doğma
Yükleniyor...