Block title
Block content
اَنْدَادًا’in sîga-i cem ile zikri, müşriklerin cehaletine işarettir. Yani: “Hiçbir cihetten bir benzeri olmayan Cenâb-ı Hakka nasıl bir sürü misil ve zıt yapıyorsunuz?”

Ve keza, bütün enva-ı şirkin reddine işarettir. Yani, “Ne zâtında ve ne sıfâtında ve ne ef’âlinde şeriki, şebihi yoktur.” Ve keza, vesenî, sâbiî, ehl-i teslis, ehl-i tabiat gibi firak-ı dâllenin tevehhüm ettikleri şeriklerin tabakalarına işarettir.

İhtar: Vesenî mezhebinin menşei, yıldızları ilâh itikad etmek, hulûlü tahayyül etmek, cismiyeti tevehhüm etmek gibi gülünç şeylerdir.

1 ﴾وَاَنْتُمْ تَعْلَمُونَ﴿ Bu cümle ile âyetlerin sonunda zikredilen emsalî cümleler, İslâmiyetin menşei ilim, esası, akıl olduğuna işaret eder. Binaenaleyh, İslâmiyetin, hakikati kabul ve safsataevhamı reddetmek, şânındandır.

2 تَعْلَمُونَ’ye bir mef’ulün terki, çok mef’ullerin takdirine sebep olmuştur. Demek, îcaz ve ihtisarı yapmakla itnab ve uzatmaktan kaçarken, daha ziyade itnaba, tatvîle sebep olmuştur. Yani, Allah’tan başka mâbudunuz olmadığını, halıkınızın bulunmadığını başka bir kadîr-i mutlak olmadığını ve mün’iminizin bulunmadığını bilirsiniz. Keza bilirsiniz ki, onların uydurdukları âlihe ve esnâm, bir şeye kàdir olmayıp, onlar da mahlûk ve mec’ûl şeylerdir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Ve siz bilirsiniz (ki, Allah’tan başka mâbud ve yaratıcınız yoktur.)
2 : Bilirsiniz.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 17-20. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 23-24. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âlihe : ilâhlar, tanrılar
binaenaleyh : bundan dolayı
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah
cihet : yön, taraf
cismiyet : Cenâb-ı Hakkın Zâtının cisim olması
ef'âl : fiiller, işler
ehl-i tabiat : herşeyin tabiatın tesiriyle meydana geldiğine inananlar
ehl-i teslis : Allah’ı baba, oğul ve mukaddes ruh diye üçlü unsur olarak kabul eden Hıristiyanlar
emsalî : benzerleri
envâ-ı şirk : şirkin çeşitleri
esnâm : putlar
evham : kuruntular, şüpheler
firak-ı dâlle : hak yoldan sapmış olanlar, sapkın gruplar
hakikat : gerçek
hâlık : yaratıcı
hulûl : Cenâb-ı Hakkın varlıkların içine girmesi, sızması
îcaz : az sözle çok mânâlar anlatma, özlü söz
ihtar : hatırlatma, ikaz
ihtisar : kısaltma, özetleme
ilâh : kendisine ibadet edilen, tanrı
itikad etmek : inanmak, iman edip kabul etmek
itnab : sözü uzatma; herhangi bir yeni fayda için, maksadı alışılagelmişin dışında uzun bir söz ile ifade etme
kàdir : gücü yeten, kudret sahibi
kadîr-i mutlak : sınırsız güç ve kudret sahibi
keza : bunun gibi
mâbud : kendisine kulluk edilen
mahlûk : yaratık, yaratılmış
mec’ûl : yapılmış
mef'ul : yapılan iş, öznenin yaptığı işten etkilenen, nesne, tümleç
menşe : asıl, kök, kaynak
mezheb : yol, ekol
misil : eş, benzer
mün’im : nimet veren
sâbiî : yıldıza tapan
safsata : yalan, uydurma
sıfât : Allah’ın yüce Zâtını niteleyen kutsal özellikler
şân : nâm, şeref
şebîh : benzer
şerik : ortak
tahayyül etmek : hayal etmek
takdir : belirleme; bir sözde açıktan belirtilmeyen gizli ve kapalı mânâları gösterme
tatvil : uzatma
tevehhüm : sanma, kuruntuya kapılma
vesenî : putperest
ziyade : çok, fazla
Yükleniyor...