Block title
Block content
1 ﴾ بِسُورَةٍ ﴿ ilâ âhir... Bu tâbirden anlaşılır ki, onların ilzamları, aczleri son hadde baliğ olmuştur. Zira, dokuz dereceye baliğ olan tahaddinin, yani muarazaya dâvet etmenin tâbirleri, tabakaları vardır.

1. Yüksek nazmıyla, ihbârât-ı gaybiyesiyle, ihtiva ettiği ulûmu ve âli hakaikiyle beraber tam bir Kur’ân’ın mislini, ümmî bir şahıstan getiriniz.

2. Eğer böylece mislini getirmek takatinizin fevkinde ise, beliğ bir nazımla uydurma şeylerden olsun, getiriniz.

3. Eğer buna da kudretiniz olmazsa, on sûre kadar bir mislini yapınız.

4. Bu da mümkün olmadıysa, uzun bir sûrenin mislini yapınız.

5. Eğer bu da size kolay değilse, kısa bir sûrenin misli olsun.

6. Eğer ümmî bir şahıstan imkân bulamadıysanız, âlim ve kâtip bir adamdan olsun.

7. Bu da olmadığı takdirde, biribirinize yardım etmek suretiyle yapınız.

8. Buna da imkân bulunamadığı takdirde, bütün ins ve cinlerden yardım isteyiniz ve bütün efkârın neticelerinden istimdad ediniz. Neticeleri, tamamen yanınızda bulunan kütüb-ü Arabiyede mevcuttur. Bütün kütüb-ü Arabiye ile Kur’ân arasında bir mukayese yapılırsa, Kur’ân, mukayeseye gelmez. Çünkü hiçbirine benzemiyor. Öyleyse Kur’ân, ya hepsinden aşağıdır veya hepsinden yukarıdır. Birinci ihtimal, bâtıl ve muhaldir. Öyleyse hepsinden yukarı, fevka’l-küll bir kitaptır. On üç asırdan beri misli vücuda gelmemiştir, bundan sonra da vücuda gelemeyecektir, vesselâm.

9. “Bizim şahitlerimiz yoktur. Eğer muarazaya girişsek, bizi destekleyecek kimse yoktur” diye gösterdikleri o bahaneyi de def etmek için, “Şühedanıza da müsaade edilmiştir. Onları da çağırın, size yardım etsinler.”

İşte bu tabakalara dikkat edilirse, muarazanın şu mertebelerine işareten, Kur’ân-ı Kerimin yaptığı îcaz ile gösterdiği i’câza bir şua görünür.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bir sûre ile.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 21-22. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 25. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

acz : acizlik, güçsüzlük
âlî : yüce, yüksek
âlîm : bilgili, ilim sahibi kimse
asır : yüzyıl
baliğ olma : ulaşma, varma
bâtıl : gerçek dışı, boş
beliğ : belâğatli; düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söylenen söz
def etmek : gidermek, uzaklaştırmak
efkâr : fikirler
fevka’l-küll : hepsinin, herşeyin üstünde
fevkinde : üstünde
hakaik : hakikatler; gerçek mahiyetler, esaslar
i’câz : mu’cize oluş; bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakan olağanüstülük
îcaz : veciz söz söyleme, mânâyı az sözle anlatma
ihbârât-ı gaybiye : gayb âleminden verilen haberler
ihtivâ etme : içine alma, kapsama
ilâ âhir : sonuna kadar
ilzam : susturma, mağlup etme
ins ve cin : insanlar ve cinler
istimdad : yardım dileme, isteme
kâtip : yazan, eli kalem tutan
kudret : güç, iktidar
kütüb-ü Arabiye : Arapça kitaplar
mevcut : var
misl : benzer
muâraza : sözle mücadele, karşı gelme
muhal : imkânsız, olması mümkün olmayan
mukayese : kıyaslama, karşılaştırma
nazm : diziliş, tertip; Allah Taâlâ tarafından Kur'ân-ı Kerîm’in mübârek ifadelerinin dizilişi, tertibi
şahit : tanık, delil
şua : ince ışık hüzmesi, parıltı
şüheda : şahitler, tanıklar
tabir : ifade, söz
tahaddi : meydan okuma
takat : güç, kuvvet
ulûm : ilimler
ümmî : okuma yazma bilmeyen
vesselâm : işte bu kadar
vücuda gelme : meydana gelme
zira : çünkü
Yükleniyor...