Block title
Block content
S - Yiyecek, içecek, şahsî vücudu ibka etmek içindir. Çünkü vücuddan eriyip ayrılan şeylerin yerini doldurup tamir etmek yemek ve gıda ile olur. Nikâh da, nev’in bekası içindir. Halbuki âhirette eşhas ebedî olduğundan, vücutlarında eriyip ayrılan birşey yoktur ki gıdaya ihtiyaç olsun. Ve âhirette tenasül yoktur ki nikâha lüzum olsun. 1

C – Yemek, içmek ve nikâhın faideleri, yalnız bekaya ve tenasüle münhasır değildir. Evet, şu elemli, kederli âlemde onlarda pek büyük lezzet ve faideler olsun da, lezzetler yeri olan âlem-i saadette niçin daha nezih lezzet ve faideleri olmasın?

S - Bu âlemde lezzet, elemin def’inden hasıl olur. Halbuki âhirette elem yoktur?

C - Elemin def’i, lezzetin sebeplerinden biridir. Yoksa lezzet, ona münhasır değildir.

Ve keza, âlem-i ebedînin bu âleme benzetilmesi, kıyas-ı maalfârıktır. Yani, aralarında çok farklar bulunduğundan, birbirine benzemez. Cennet ile Horhor bahçesinin HAŞİYE arasında ne nisbet varsa, Cennetin lezzetleriyle dünyanın lezzetleri arasında da aynı o nisbet vardır. Cennetin, Horhor bahçesinden dereceleri ne kadar çok yüksek ise, uhrevî lezzetler de dünya lezzetlerine göre öyledir. Her iki âlem arasında bu büyük tefavüte, İbn-i Abbas, لَيْسَ فِى الْجَنَّةِ اِلاَّ اَسْمَاۤئُهَا cümlesiyle işaret etmiştir. Yani: “Cennette, dünya meyvelerinin yalnız isimleri vardır.” 2 Yani isimleri birdir, fakat lezzetleri ayrıdır.

Cennette lezzetin devamı meselesi ise: Evet, lezzetin hakikî lezzet olması, zeval görmeyip devam etmesindendir. Zira elemin zevali lezzet olduğu gibi, lezzetin zevali de elemdir, hattâ zevalinin tasavvuru bile elemdir. Evet bütün mecazî âşıkların enînleri, bağırıp çağırmaları, bu kısım elemdendir ve bütün dîvanlarıyla yaptıkları ağlamalar, vaveylâlar, hep mahbupların firak ve zevallerinin tasavvurundan neş’et eden elemdendir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Bu mesele Cennet bahsi olan Yirmi Sekizinci Sözde daha geniş bir şekilde açıklanmıştır.
HAŞİYE : Horhor, Van’da Müellifin medresesinin adıdır.
2 : İbni Kesîr, 1:63, Kurtubî, 1:240; Taberî, 1:135, Fethu’l-Kadîr, 1:55; İbni Hacer, Metâlibü’l-Âliye.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 23-24. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 26-27. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
ahlâk-ı seyyie : kötü ahlâk
âlem-i ebedî : sonsuz âhiret âlemi
âlem-i saadet : mutluluk âlemi
ârıza : hata, noksanlık
bekà : devamlılık ve kalıcılık
def’ : ortadan kaldırma, savma
ebedî : sonu olmayan sonsuz
elem : acı, keder, sıkıntı
enin : inilti
eşhas : şahıslar
hakiki : gerçek
hâli : uzak
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
ibka etmek : devam ettirmek, kalıcı hale getirmek
iffet : namus; harama iştah duymayıp helâline duyma
itmâm etme : tamamlama
keder : sıkıntılı, üzüntülü
keza : bunun gibi
kıyas-ı maalfârık : birbirine benzemeyen şeyler arasında yapılan geçersiz kıyas
mecazî âşık : fânî dünyanın sevgililerine âşık olan
medrese : okul, mektep
müellif : telif eden, yazar
münhasır : ait, mahsus
nev’ : tür, çeşit
nezih : temiz, hoş
nisbet : bağ, ilişki
pâk : temiz
sûrî : görünüşte
tasavvur : düşünme, hayal
tefavüt : farklılık
tenasül : üreme, çoğalma
uhrevî : âhirete ait
vücut : beden
zahiri : görünürde
zeval : geçip gitme, yok olma
zira : çünkü
Yükleniyor...