Block title
Block content
S - 1 قَالُوا اَتَجْعَلُ ilâ âhir... cümlesi, 2 اِذْ قَالَ cümlesine ceza olduğuna nazaran, aralarında lüzum lâzımdır. Halbuki lüzum görünmüyor?

C - Melâike arzın müekkelleri bulundukları cihetle, arz, onların idaresinde olur. Bu itibarla, insanların arza halife kılınması hakkında melâikenin fikirlerini izhar etmek lüzumu vardır. 3 قَالَ – قَالُوا tâbirleri, mukavele ve muhavere şeklinde müşavere üslûbunu insanlara öğretmek içindir. Yoksa Cenâb-ı Hak, müşavereden münezzehtir.

Melâikenin 4 اَتَجْعَلُ ile yaptıkları istifhamdan maksat, جَعْل'e itiraz, جَعْل'i inkâr etmek değildir. Çünkü Cenâb-ı Hakkın fiillerine itiraz etmeye ismetleri mânidir. Ancak جَعْل'in sebebi mahfî olduğundan, taaccüple sebep ve hikmetini sormuşlardır. جَعْل tâbirinden anlaşılıyor ki, insanın ahvâli, vaziyetleri ne tabiatın iktizasıdır ve ne de fıtratın icabıdır; ancak bir câilin ca’li iledir.

S – 5 فِيهَا Mesafe pek kısa olduğu halde, ikinci فِيهَا nin zikrine ne ihtiyaç vardır?

C - Birinci فِيهَا ile beşerin bir ruh gibi arza nüfuz etmesiyle arzı ihya etmesine; ikinci فِيهَا ise, beşerin fesadı dahi Azrail gibi arzın kalbine kadar pençesini sokup arzı imatesine işarettir. Demek beşer, bir taraftan arzın şifası için bir ilâç iken, diğer taraftan ölümünü intaç eden bir zehirdir. 6 مَنْ Beşerden kinayedir. Kinayenin tasrihe sebeb-i tercihi: Melâikenin maksadı, beşerin şahsiyeti olmayıp, ancak kendilerine sakîl, ağır gelen bir mahlûkun Allah’a isyan etmesine işarettir.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Yapacak mısın? dediler.
2 : Şöyle dedi.
3 : Dedi-Dediler.
4 : Yapacak mısın? Yaratacak mısın?
5 : İçinde.
6 : O kimse ki .
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 29. âyetin tefsiri / Sonraki Risale: 31-33. âyetin tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahvâl : haller, durumlar
arz : dünya
Azrail : ölüm meleği
beşer : insanlık
ca’l : kılma, yapma
câil : yapan, kılan
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah
cihet : yön
fesad : bozgunculuk, karışıklık
fıtrat : yaratılış, mizaç, karakter
halife : yeryüzünde Allah’ın emirlerini yerine getirip Onun namına tasarrufta bulunan ve varlıklar üzerinde Onun adına egemen olan insan türü
hikmet : fayda, gaye, sır
ihya : canlandırma, şenlendirip canlılık katma
iktiza : bir şeyin gereği
imâte : öldürme
intaç etme : netice verme, doğurma
ismet : günahsızlık, masumluk
istifham : soru sorma
itibar : özellik
izhar etmek : açıklamak, göstermek
kinaye : bir sözü gerçek mânâsına da gelebilecek şekilde, onun dışında başka bir mânâda kullanma san’atı
mahfî : gizli
mahlûk : yaratık, yaratılmış
mâni : engel
melâike : melekler
muhavere : karşılıklı konuşma
mukavele : sözleşme
müekkel : görevli
münezzeh : her türlü kusur ve eksiklikten yüce, uzak
müşavere : istişare etme, danışma
nüfuz etme : içe geçme, işleme
sakil : ağır
sebeb-i tercih : tercih sebebi
taaccüb : hayret etme, şaşkınlık
tabiat : doğallık, yaratılış
tabir : ifade, anlatım
tasrih : açık şekilde bildirme
üslûp : ifade ve söyleşi tarzı
Yükleniyor...