Block title
Block content
1 اِلَيْكَ’deki zamirin ism-i zâhire tercih sebebi, Kur’ân ve Kur’ân’a ait hususat hususunda Hazret-i Muhammed (a.s.m.) yalnız muhatap olup, kelâm, Allah’ın kelâmı olduğuna işarettir. Bu kelâmın îcaz derecesi, şu zikredilen letâiften anlaşıldı.

2 وَمَاۤ اُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ Bu gibi sıfatlarda bir teşvik vardır. Ve o teşvikten sâmileri imtisâle sevk eden emirler ve nehiyler doğuyor. Bu cümlenin mâkabliyle nazmına dair “dört letaif” vardır.

1. Bu cümlenin mâkabline atfı, medlûlün delile olan bir atfıdır. Şöyle ki: “Ey insanlar! Kur’ân’a iman ettiğiniz gibi, kütüb-ü sâbıkaya da iman ediniz. Çünkü Kur’ân, onların sıdkına delil ve şahittir.”

2. Yahut o atıf, delilin medlûle olan atfıdır. Şöyle ki: “Ey ehl-i kitap! Geçmiş olan enbiya ve kitaplara iman ettiğiniz gibi, Hazret-i Muhammed (a.s.m.) ile Kur’ân’a da iman ediniz. Zira onlar, Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.) gelmesini tebşir ettikleri gibi, onların ve kitaplarının sıdkına olan deliller, hakikatiyle, ruhuyla Kur’ân’da ve Hazret-i Muhammed’de (a.s.m.) bulunmuştur. Öyleyse, Kur’ân Allah’ın kelâmı ve Hazret-i Muhammed (a.s.m.) de resulü olduğunu tarik-i evlâ ile kabul ediniz ve etmelisiniz.”

3. Zaman-ı Saadette Kur’ân’dan neş’et eden İslâmiyet, sanki bir şeceredir. Kökü Zaman-ı Saadette sabit olmakla, damarları o zamanın âb-ı hayat menbalarından kuvvet ve hayat alarak her tarafa intişar ettikleri gibi, dal ve budakları da istikbal semâsına kadar uzanarak âlem-i beşere maddî ve mânevî semereleri yetiştiriyor.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Sana.
2 : Senden önce indirilen (kitap ve Peygamberlere)... Bakara Sûresi, 2:4.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 3. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 5. âyetin Tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âb-ı hayat : hayat suyu
âlem-i beşer : insanlık dünyası, insan âlemi
atf : (Ar. gr.) bağlaç; kendinden öncekiyle sonraki arasındaki kelime veya cümle grubu arasındaki irtibatı kuran edat
delâlet : işaret etme, gösterme
delil : işaret, alâmet; kendisine, doğru bir bakış açısıyla bakıldığında istenilen hedefe ulaştıran şey
ehl-i kitap : Allah’ın gönderdiği kitaplara inanan Hıristiyan ve Yahudiler
enbiya : nebiler, peygamberler
hakikat : esas, gerçek mahiyet
hususat : husûsi şeyler, özel durumlar
îcâz : sözü kısaltmak; maksadı az sözle açık ve net bir şekilde ifade etmek
imtisal : emre uyma
intişar etmek : yayılmak
ism-i zâhir : açıkça söylenen isim
istikbal : gelecek
kelâm : söz, ifade
kütüb-ü sabıka : Kur’ân’dan önce gelen semâvî kitaplar
letâif : lâtifeler, incelikler, güzellikler
mâkabli : öncesi
medlûl : mânâ, anlam, işaret edilmiş olan
menba : kaynak
muhâtab : hitap edilen, kendisine karşı konuşulan
nazm : dizme, tertip edip düzenleme; Kur'ân-ı Kerîmin Allahü taâlâ tarafından dizilen mübârek sözleri, ifadeleri
nehiy : yasak
neş’et etmek : doğmak
resul : peygamber
ruh : öz, cevher
sabit : yerleşik
sâmi’ : işiten, dinleyen
semâ : yükseklik, gökyüzü; burada teşbih olarak gelecek asırlar kastediliyor
semere : meyve, netice
sevk etmek : yöneltmek
sıdk : doğruluk
şecere : ağaç
tarik-i evlâ : daha uygun, daha üstün yol
tebşir etmek : müjdelemek
zaman-ı Saadet : Peygamberimizin (a.s.m.) yaşadığı dönem, mutluluk asrı
zamir : gr. ismin yerini tutan kelime
Yükleniyor...