Block title
Block content
Âlem-i asgar böyle olsa, insan-ı ekber ondan geri kalır mı? Ruha nisbeten ehemmiyetsiz olan ceset bu derece israftan uzak bulunsa, ne suretle cevher-i ruhla âsârında, emellerinde, efkârında ve maneviyatında israf olur. Çünkü, saadet-i ebediye olmasa, bütün maneviyat kurur. O hakikatler, israf memleketine kaçarlar. Acaba dünya kadar kıymetli olan bir cevhere mâlik olmakla, hem daima onun zarfını ve gılâfını muhafaza ettikten sonra, o cevheri birden bire yere vurup kırmak ihtimali var mıdır? Hangi akıl kabul eder?

Hem bir şahsın bünyesindeki kuvvet, âzâsındaki sıhhat, istidadındaki kabiliyet, o şahsın yaşayışına ve tekemmülüne delil olduğu gibi, kâinatın ruhuna kadar nüfuz eden hakikat-i sâbite ve devam ile yaşayışını imâ eden intizamındaki kuvvet-i kâmile ve tekemmülüne giden nizamındaki kemâl acaba haşr-i cismanî yoluyla saadet-i ebediyeye delil olmaz mı? Zira intizamını ihtilâlden ve bozulmaktan kurtaran, saadet-i ebediyedir. Ve tekemmüle vasıta olur. Ve o kuvveti inkişaf ettiren odur.

Beşinci burhan: Evet, her nevi mahlûkatta bir nevi kıyametin ve bir çeşit haşrin tekrarla vukua gelmekte olduğu, büyük kıyametin vukuuna ve geleceğine işarettir. Buna bir misal: Evet, haftalık saate bak. O saatte saniyeleri, dakikaları, saatleri, günleri sayan ibrelerden ve millerden saniyeleri sayan ibre, dakikaları sayan ibrenin hareketini ihbar ediyor. Dakikaları sayan ibre, saatleri sayan ibrenin hareketini ilân ediyor. Saatleri sayan ibre de, günleri gösteren ibrenin hareketini husule getiriyor ve i’lâm ediyor. İşte, birincinin hareketinin tamam olması, ikincisinin de hareketinin tamam olacağına ve ikincinin tamam-ı hareket etmesi, üçüncünün de itmam-ı hareket edeceğine işarettir.

Kezalik, Sâni-i Hakîmin kâinat denilen büyük bir saati vardır. Bu saatin milleri, feleklerin çeşit çeşit deveranından ibarettir. İşte bu deveranlar günleri, seneleri, ömr-ü beşeri, dünyanın beka müddetini gösteriyorlar. Binaenaleyh, her geceden sonra sabahın, her kıştan sonra baharın gelmesi gibi, haşrin sabahı, o büyük saatten doğacağına delil ve işarettir.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: 3. âyetin Tefsiri / Sonraki Risale: 5. âyetin Tefsiri
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âsâr : eserler
âzâ : organlar
beka müddeti : kalma müddeti, süresi
binaenaleyh : bundan dolayı, bunun üzerine
burhan : güçlü ve sarsılmaz kesin delil
cevher : değerli şey, öz
cevher-i ruh : ruh cevheri; şuurlu olan çevresini görüp gösteren nurlu varlık
delil : işaret, alâmet; kendisine, doğru bir bakış açısıyla bakıldığında istenilen hedefe ulaştıran şey
deveran : dönme
efkâr : fikirler
felek : gök cisminin yörüngesi
gılâf : kap, kılıf
hakikat : gerçek
hakikat-i sabite : sabit ve değişmez gerçek
haşr : öldükten sonra tekrar diriltilip toplanma
haşr-i cismanî : insanların öldükten sonra âhirette bedenle birlikte yeniden diriltilip Allah’ın huzurunda toplanması
husule getirmek : meydana getirmek, oluşturmak
i’lâm : bildirme
ihbar etme : bildirme, haber verme
ihtilâl : karışma, bozulma
îma : gizli ve ince bir mânâyı işaret etme, gösterme
inkişaf : geliştirme
intizam : düzenli olma; düzenlilik
israf : savurganlık
istidat : kabiliyet
itmam-ı hareket : hareketi tamamlamak, bitirmek
kemâl : mükemmellik, olgunluk, kıvam
kezalik : böylece, bunun gibi
kıyamet : dünyanın sonu, varlığın bozulup dağılması, kâinatın ölümünden sonra, bütün ölülerin diriltilip ayağa kalkmaları
kuvvet-i kâmile : mükemmel güç, kıvam ve zirvesinde olan güç
mahlûkat : yaratılmışlar, varlıklar
mâlik : sahip
muhafaza : koruma
nevi : tür, çeşit
nizam : düzen
ömr-ü beşer : insan ömü
saadet-i ebediye : sonsuz mutluluk
Sâni-i Hakîm : her şeyi hikmetle ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
tamam-ı hareket : hareketin tamam olması
tekemmül : olgunlaşma, mükemmelleşme
vukua gelme : meydana gelme
zarf : kılıf
Yükleniyor...