Block title
Block content
Kahraman ecdadımızın bu kadar ulviyetinin sırrı; kalblerinde Allah korkusunun mevcudiyetiyle, Kur’ân nurunun ve nihayetsiz feyzinin ruhlarında yerleşmiş olması ve kudsî hakaika karşı sonsuz ve nihayetsiz derecede merbutiyetleridir. O mübarek ecdattan bize tevarüs eden, Allah ve Kur’ân için akıttıkları kudsî kanlarının hâlen eserleri bulunan bu yurtta ve aziz canlarını feda ettikleri şu memlekette: “Kur’ân’ın kudsî hakikatlarına hizmet ediyor, Kur’ân’ın tefsirini okuyor, evinde bulunduruyor” kaydıyla mahkemenin huzuruna sevk edildim.

Evet muhakememiz şahsımla alâkadar olmaktan ziyade, Risale-i Nur’un muhakemesidir. Risale-i Nur ise, Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyanın semavî ve kudsî hakaikının tereşşuhatı olmak hasebiyle, o yüksek eserlerdeki kıymet, doğrudan doğruya Kur’ân’a âittir. Şu halde, muhakeme de Kur’ân’ın muhakemesidir. Ehl i Tevhid’in kitabı olan Kelamullah bütün âyât ve beyyinatıyla Hâlık-ı kâinatın vahdaniyetini ve ehadiyetini ilân ediyor.

Kur’ân’ın ehl-i ukûlü hayrette bırakan i’câzı, belâgat ve fesahati, nihayet derecedeki yüksek üslûbu, selâset-i beyanı, elhasıl sonsuz bedayi’ ve camiiyeti ile ins ve cinnin kıyamete kadar gelecek ihtiyacâtına ekmeliyetle kâfi gelmesi, dünya ve âhiret saadetinin rehberi bulunması ve bütün asırlardaki tabakat-ı beşere hitap etmesi ve kâinat Hâlıkının marziyatını kullarına bildirecek âyât ve beyyinatı tefsir ve izah edecek mütehassıs ehl-i ilmin bulunması zaruretine binaen her asırda gelen binler müdakkik ehl-i ilim, yüz binlerle Kur’ân tefsirlerini meydana getirmişler; bütün asırları Kur’ân’ın nuruyla ışıklandırmışlardır.
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhiret : öteki dünya, öldükten sonraki ebedî hayat
alâkadar : alâkalı, ilgili
asır : yüzyıl
âyât : âyetler, delliler
aziz : çok değerli, izzetli, saygın
bedayi’ : harika özellikler
belâğat : düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına göre söz söyleme
beşer : insanlık
beyyinât : mu’cizeli açık âyetler, deliller
binaen : -dayanarak
camiiyet : kapsayıcılık
ecdad : dedeler, atalar, cedler
ehadiyet : Allah’ın birliğinin ve isimlerinin herbir varlıkta ayrı ayrı tecellî etmesi
ehl-i ilim : âlimler
ehl-i tevhid : Allah’ın birliğine ve her şeyin Ondan geldiğine iman edenler
ehl-i ukûl : akıllılar, akıl sahipleri
ekmeliyet : en mükemmel bir şekilde
elhasıl : kısaca, özetle
fesahat : dilin doğru, düzgün, açık ve akıcı şekilde kullanılması
feyz : ilim bolluğu, ihsan, bereket
hakaik : gerçek mahiyetler, esaslar
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
Hâlık-ı Kâinat : bütün âlemleri yaratan Allah
hasebiyle : dolayısıyla, itibariyle
hitap : konuşma
i’câz : mu’cizelik; bir benzerini yapma konusunda başkalarını âciz bırakma
ins ve cin : insanlar ve cinler
izah : açıklama
kâinat : evren, yaratılmış herşey
Kelâmullah : Allah’ın kelamı, Kur’ân
kudsî hakaik : kutsal hakikatler, esaslar
kudsî : her türlü kusur ve noksandan uzak
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan : açıklamalarıyla benzerini yapmakta akılları âciz bırakan Kur’ân
marziyât : Allah’ın razı olduğu şeyler, fiil ve hareketler
merbûtiyet : bağlı olma, bağlılık
mevcudiyet : var olma hali
muhakeme : mahkeme etme, yargılama
mübarek : bereketli, hayırlı
müdakkik : dikkatli bir şekilde araştıran
mütehassıs : ihtisas sahibi, uzman
nihayet : son
nihayetsiz : sınırsız, sonsuz
saadet : mutluluk
selâset-i beyân : ifade ve anlatımdaki akıcılık
semâvî : Allah tarafından olan, İlâhî
sevk edilme : gönderilme
tabakat-ı beşer : insan tabakaları, sınıfları
tefsir : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap
tekâmül : ilerleme, olgunlaşma
tekemmülât : olgunlaşmalar
tereşşuhat : sızıntılar
tevârüs etme : birbirinden miras alma
ulviyet : yücelik, yükseklik
üslûp : ifade ve söyleyiş tarzı
vahdâniyet : Allah’ın bir ve tek oluşu, ortağının bulunmayışı
zaruret : zorunluluk, gereklilik
ziyade : çok
Yükleniyor...