Block title
Block content
KUR'AN, BÜTÜN İYİLİK VE FAZİLET ESASLARINI MUHTEVÎDİR; İNSANI, HER TÜRLÜ DALÂLETLERDEN KORUR!

Kur’ân, insanlara hukukullahı tanıtmış, mahlûkatın Hâlıktan ne bekleyeceğini, mahlûkatın Hâlıkla münâsebâtını en sarih şekilde öğretmiştir. Kur’ân, ahlâk ve felsefenin bütün esasatını câmidir. Fazilet ve rezilet, hayır ve şer, eşyanın mahiyet-i hakikiyesi, hülâsa her mevzu Kur’ân’da ifade olunmuştur. Hikmet ve felsefenin esası olan adalet ve müsavatı öğreten ve başkalarına iyilik etmeyi, faziletkâr olmayı talim eden esaslar, bunların hepsi Kur’ân’da vardır. Kur’ân, insanı iktisat ve itidale sevk eder, dalâletten korur, ahlâkî zaafların karanlığından çıkarır, teâli-i ahlâk nuruna ulaştırır, insanın kusurlarını, hatalarını i’tilâ ve kemâle kalb eyler.
Müsteşrik Sedillot1

• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Louis Pierre Eugene Amélie Sedillot, Historie Generale Des Arabes, c.1, ss.97-98; Sedillot, Hulâsatu Tarîhi'l-Arab; Tehzîbu Tercümeti Kîtabi'l-Âlim Sedillot, (Tercüme ettiren: Ali Paşa Mübarek), s.63
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Bakara Sûresi / Sonraki Risale: Bir Müdafaa (Takriz)
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

ahlâkî : ahlâkla ilgili, ahlâka uygun
aks : yansıma
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık
faziletkâr : erdemli, faziletli, üstün niteliklere sahip
hikmet : felsefe, fen ilimleri, yüksek bilgi
hülâsa : öz, özet
i’tilâ : hata ve kusurlardan arınarak yükselme, yücelme
iktisat : tutumluluk
imar : tamir etme, yapıcı olma
irad etme : sunma, söyleme
âhenk : uygunluk
câmi : toplayan, içine alan
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan, sonsuz şeref ve azamet sahibi yüce Allah
dalâlet : hak yoldan ayrılma, sapkınlık
esâsât : esaslar, temel prensipler
esasat-ı Kur’âniye : Kur’ân’ın esasları, temel kuralları
fazilet : değer, erdem, üstünlük
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
Hâlıkın hukuku : hukukullah, Yaratıcının hukuku
hukukullah : Allah’a ait haklar, kamu hakları; belirlenmesinde mükellefin müdahele, irade ve tercihinin söz konusu olmadığı, ibadet ve ceza gibi yalnız şahısla ilgili olmayan toplumun yararının gözetildiği haklar; namaz, oruç, zekât, içki, zina kumar gibi emir ve yasaklara uyma
hürmet : saygı
kavanin-i tabiiye : Allah’ın kâinata koyduğu tabiat kanunları, kâinattaki kanunlar
keşfiyat : keşifler, buluşlar, icatlar
mahlukât : yaratıklar, yaratılanlar
mahlûkatın hukuku : hukuk-u ibâd; kul hakları; kişisel haklar
mecelle : kitap, dergi
mesai : çalışma, gayret, çaba
mesâil : meseleler, problemler
muhtelif : çeşitli, farklı
muhtevî : ihtiva eden, içine alan
mukabil : karşılık
münasebât : münasebetler, ilişkiler
raptetmek : bağlamak
rezilet : alçaklık, rezillik
sarf etme : harcama
sarih : açık, net
suret : biçim, şekil
şâyân : lâyık
şer : kötü, çirkin
taarruz etme : çatışma, çelişme
takarrub : yaklaşma
talim : öğretme
tebliğ : bildirme, ulaştırma
telif : iki şeyin arasını bulma, bağdaştırma, uyumlu hale getirme
telkin : fikrini kabul ettirme, aşılama
vücut bulma : meydana gelme, oluşma
itidal : mutedil olmak, her konuda orta yolu tutmak ve aşırılıklardan kaçınmak
kemâle kalb eyleme : olgunluğa, mükemmele dönüştürme, faziletli yapma
maamâfih : bununla beraber, böyle iken
mâba’d e’t-tabiiye : tabiat ötesi, metafizik
mahiyet-i hakikiye : gerçek mahiyet, nitelik
mecmua-i eş’ar : şiirler mecmuası, kitabı
mev’ıze : vaaz, öğüt, nasihat
mevzu : konu, bahis
müsâvat : eşitlik, denklik
müsteşrik : Oryantalist; Avrupalı olduğu halde, Doğu milletlerinin tarih, dil, din ve edebiyatıyla ilgili araştırma yapan kimse
müşkil : zor, güç
nasihat : öğüt
nâşir : neşreden, yayan
talim : eğitim
teâli-i ahlâk : ahlâk yüceliği, yüksek ahlâk
tebliğ : bildirme, ulaştırma
teceddütperver : yenilikçi, yeniliği seven
tecellî : ortaya çıkma, belirme, görünme
tefrik : ayırma
telkinât : telkinler, zihne yerleştirmeler, fikir aşılamalar
tercüme-i hal : biyografi, hayat tarihi
vuku bulma : meydana gelme
zaaf : zayıflık, güçsüzlük
Zulümat-âbad : karanlıklarla dolu
Yükleniyor...