Block title
Block content
1 (اِهْدِنَا) Hidayeti talep etmekle ianeyi istemek arasında ne münasebet vardır?

Evet, biri sual, diğeri cevap olduklarından birbiriyle bağlanılmıştır. Şöyle ki: 2 نَسْتَعِينُ ile iane talep edilirken makam iktizasıyla “Ne istiyorsun?” diye varid olan mukadder sual, اِهْدِنَا ile cevaplandırılmıştır. اِهْدِنَا ile istenilen şeylerin ayrı ayrı ve müteaddit olması اِهْدِنَا mânâsının da ayrı ayrı ve müteaddit olmasını icap eder. Sanki اِهْدِنَا dört masdardan müştakdır. Meselâ, bir mü’min hidayeti isterse, اِهْدِنَا sebat ve devam mânâsını ifade eder. Zengin olan isterse, ziyade mânâsını, fakir olan isterse i’tâ mânâsını, zayıf olan isterse iane ve tevfik mânasını ifade eder.

Ve keza, “Her şeyi halk ve hidayet etmiştir.” mânâsında bulunan وَخَلَقَ كُلَّ شَىْءٍ وَهَدٰى hükmünce, zâhirî ve bâtınî duygular, âfâkî ve hâricî deliller, enfüsî ve dahilî burhanlar, peygamberlerin irsaliyle, kitapların inzali gibi vasıtalar itibarıyla da hidayetin mânâsı taaddüt eder.

İhtar: En büyük hidayet, hicabın kaldırılmasıyla hakhak, bâtılı bâtıl göstermektir.

اَللّٰهُمَّ اَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اِتِّباَعَهُ وَ اَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَارْزُقْنَا اِجْتِنَابَهُ اٰمِينَ 3

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Bizi hidayete ulaştır.” Fatiha Sûresi, 1:6.
2 : “Yardım dileriz.” Fatiha Sûresi, 1:4.
3 : Allah’ım bize hakkı hak olarak gösterip onun ittibâıyla, bâtılı da batıl olarak gösterip onun içtinabıyla rızıklandır.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İfadetü'l-Meram / Sonraki Risale: Bakara Sûresi
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adl : adalet
âfâkî : dış dünyaya ait
bâtıl : gerçek dışı
bâtınî : içe ait
burhan : güçlü ve sarsılmaz kesin delil
dahilî : içe ait
enfüsî : iç dünyaya ait
hak : doğru, gerçek
halk : yaratma
haricî : dışa ait
hasıl olmak : ortaya çıkmak, meydana gelmek
hicap : örtü, perde
hidayet : doğru ve hak olan yolu göstermek, İslâmiyet
hikmet : fayda ve maksada uygun olarak akıl duygusunun yerli yerinde kullanılması; hakkı hak bilip uymak, batılı batıl bilip kaçınmak
hülâsa : kısaca, özet
i’tâ : verme, ihsan etme
iane : yardım
icap etmek : gerektirmek
iffet : şehvet duygusunun, dinen haram olan şeylerden uzak olması ve yalnızca helâl olan şeylerde kullanılması
ihdas : icat etme, yaratma
ihtar : hatırlatma, ikaz
inkılâb : değişme, dönüşme
inzal : indirme
irsal : gönderme
iskân : yerleştirme, oturtma
itibarıyla : bakımından, özelliğiyle
keza : aynı şekilde
mâruz : tesirinde kalma, uğrama
masdar : gr. şahıs ve zaman göstermeyen, ancak olumlu veya olumsuz bir fiil ve oluşa delâlet eden kelime, daima yalın halde olup bütün fiil ve türevler kendinden doğar; kaynak kelime
mezc : karışma, bütünleşme
mü’min : iman etmiş, Allah’tan gelen herşeye inanan
müştak : türemiş, türev
müteaddit : bir çok, çeşitli
sebat : sabit olma
sırât-ı müstakîm : dinin belirlediği dosdoğru yol; adalet
şecaat : yiğitlik, cesurluk; gazap (kızma) duygusunun zulüm ve korkaklıktan uzak olarak yerli yerinde kullanılması
taaddüt etmek : çoğalmak, birden fazla olmak
tagayyür : değişim, değişme
tevfik : yardım, başarı
zâhirî : açık, görünürdeki
ziyade : fazla, çokluk
Yükleniyor...