Block title
Block content
Evet, o bîçare, havf ve heybetten, acz ve ra’şetten, vahşet ve gönül darlığından, yetimlikle meyusiyetten mürekkep bir vaziyet içinde olup, kudretine bakar; kudreti âciz ve nâkıs. Hâcetlerine bakar; def edilecek bir durumda değildir. Çağırıp yardım istese, yardımına gelen yok. Her şeyi düşman, her şeyi garip görür. Dünyaya geldiğine bin defa nedamet eder, lânet okur.

Fakat o şahsın, sırat-ı müstakime girmekle kalbi ve ruhu nur-u imanla ışıklanırsa, o zulmetli evvelki vaziyeti nuranî bir hâlete inkılâp eder. Şöyle ki: O şahıs, hücum eden belâları, musibetleri gördüğü zaman, Cenâb-ı Hakka istinad eder, müsterih olur. Yine o şahıs, ebede kadar uzanıp giden emellerini, istidatlarını düşündüğü zaman, saadet-i ebediyeyi tasavvur eder. O saadet-i ebediyenin mâü’l-hayatından bir yudum içer, kalbindeki emellerini teskin eder. Yine o şahıs, başını kaldırıp semaya ve etrafa bakar, herşeyle ünsiyet peyda eder. Yine o şahıs, semadaki ecrama bakar; hareketlerinden dehşet değil, ünsiyet ve emniyet peyda eder ve onların o hareketlerini ibret ve hayretle tefekkür eder. Yine o şahıs, ecram-ı ulviye ile öyle bir kesb-i muarefe eder ki, hangi bir cirme bakarsa baksın, o cirmlerden “Ey arkadaş, bizden tevahhuş etme. Hareketlerimizden korkma. Hepimiz bir Hâlıkın memurlarıyız” diye, me’nus ve emniyet verici sesleri kalben işitmeye başlar.

Hülâsa: O şahıs, evvelki vaziyetinde, vicdanındaki o dehşetli ve vahşetli ve korkunç âlâm-ı şedideden kurtulmak için, tesellîlerle hissini iptal ve sarhoşlukla o halleri unutmak ister. İkinci hâletinde ise, ruhunda yüksek lezzetleri ve saadetleri hisseder; kalbini ikaz, vicdanını tahrik edip ruhunu ihsas ettikçe o saadetler ziyadeleşir ve ona mânevî cennetlerin kapıları açılır.

اَللّٰهُمَّ بِحُرْمَةِ هٰذِهِ السُّورَةِ اِجْعَلْنَا مِنْ اَصْحَابِ الصِّرَاطِ الْمُسْتَقِيمِ. اٰمِينَ 1

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Allah’ım, bizi bu sûrenin hürmetine sırât-ı müstakim ehlinden eyle. Âmin.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İfadetü'l-Meram / Sonraki Risale: Bakara Sûresi
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âciz : güçsüz, kuvvetsiz
acz : acizlik, güçsüzlük
âlâm-ı şedide : şiddetli elemler, acılar
bîçare : çaresiz
Cenâb-ı Hak : Hakkın ta kendisi olan şeref ve yücelik sahibi Allah
cirm : cisim
def etmek : gidermek, uzaklaştırmak
ebed : sonu olmayan, sonsuz
ecram : gök cisimleri, yıldızlar
ecrâm-ı ulviye : gök cisimleri, gökteki büyük cisimler
emniyet peydâ etmek : güven kazanmak
emniyet : güven
hacet : ihtiyaç
hâlet : durum, hâl
Hâlık : her şeyi yaratan Allah
havf : korku
hülâsa : kısaca, özet
ihsas etmek : hissettirmek
inkılâp etmek : dönüşmek
istidat : kabiliyet, yetenek
istinad etmek : dayanmak
kesb-i muarefe etme : tanışma
kudret : güç, iktidar
mâü’l-hayat : hayat suyu
me’nus : cana yakın, sevimli
meyusiyet : ümitsizlik
musibet : belâ, felaket, sıkıntı
mürekkep : oluşmuş, birleşik
müsterih olma : rahatlama, huzura kavuşma
nâkıs : eksik, noksan
nedamet etmek : pişman olmak
nur-u iman : iman nuru, aydınlığı
peydâ etmek : kazanmak
ra’şet : titreyiş, ürperme
saadet : mutluluk
saadet-i ebediye : sonu olmayan, sonsuz mutluluk
semâ : gökyüzü
sırât-ı müstakîm : dinin belirlediği dosdoğru yol
tahrik etmek : harekete geçirmek
tasavvur etmek : düşünmek, hayal etmek
tefekkür etmek : düşünmek
teskin : sakinleştirme, rahatlatma
tevahhuş etmek : ürkmek, kormak
ünsiyet etmek : alışmak, dostluk kurmak
vahşet : ürküntü, yalnızlık
vahşetli : ürkütücü
ziyadeleşmek : artmak, çoğalmak
zulmetli : karanlıklı
Yükleniyor...