Block title
Block content
İstimrar ve devam şe’ninde olan isimlerden ism-i mef’ul olarak zikredilmesi ise, şer ve isyanların devam edip, tevbe ve af ile inkıta etmedikleri takdirde kat’îleşeceğine ve silinmez bir damga şekline geçeceğine işarettir.

(وَلاَ الضَّالِّينَ) Üçüncü fırka ise, vehim ve hevâ-yı nefsin akıl ve vicdanlarına galebesiyle, bâtıl bir itikada tâbi olarak nifaka düşen bir kısım Nasârâdır. Dalâlet, nefisleri tenfir ve ruhları inciten bir elem olduğundan, Kur’ân-ı Kerim, o fırkayı aynı o sıfatla zikretmiştir. Ve ism-i fâil olarak zikrindeki sebep ise, dalâletin dalâlet olması, devam etmesine mütevakkıf olup, inkıtaa uğradığı zaman affa dahil olacağına işarettir.

Ey arkadaş! Bütün lezzetler imanda olduğu gibi, bütün elemler de dalâlettedir. Bunun izahı ise: Bir şahıs, kudret-i Ezeliye tarafından, adem zulümatından şu korkunç dünya sahrasına atılırken gözünü açar, bakar. Bir lütuf beklediği zaman, birden bire, düşmanlar gibi, hastalıklar, elemler, belâlar hücum etmeye başlarlar. Bir medet, bir yardım için müsterhimâne tabiata ve anâsıra baktığı vakit, kasavet-i kalble, merhametsizikle karşılaşır. Ecram-ı semaviyeden istimdat etmek üzere başını havaya kaldırır. O ecram, atom bombaları gibi dehşetli ve heybetli halleriyle gözüne görünür. Hemen gözünü yumar, başını eğer, düşünmeye başlar. Bakar ki, hayatî hâcetleri bağırıp çağırmaya başlarlar. Bütün bütün tevahhuş ederek hemen kulaklarını tıkar, vicdanına iltica eder.

Bakar ki, vicdanı, binler âmâl (emeller) ve emanî ile dolu gürültülerinden cinnet getirecek bir hale gelir. Acaba, hiçbir cihetten hiçbir tesellî çaresini bulamayan o zavallı şahıs, mebde ile meâdı, Sâni ile haşri itikad etmezse, onun o vaziyetinden Cehennem daha serin olmaz mı?

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : “Ve sapmışların yoluna değil.” Fatiha Sûresi, 1:7.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: İfadetü'l-Meram / Sonraki Risale: Bakara Sûresi
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adem : hiçlik, yokluk
akıbet : netice, son
anâsır : unsurlar, elementler
bâtıl : gerçek dışı, sahte, yalan
cihet : taraf, yön
dalâlet : hak yoldan sapkınlık
ecram : gök cisimleri, gezegenler, yıldızlar
ecrâm-ı semâviye : gök cisimleri
elem : acı, keder, sıkıntı
emanî : temenniler, arzular, istekler
fırka : topluluk, grup
fısk : günah, günahkârlık
gadab-ı İlâhî : Allah’ın hiddeti ve gazabı
galebe : üstün gelme
hacet : ihtiyaç
haşr : yeniden diriliş; insanların öldükten sonra tekrar diriltilip Allah‘ın huzurunda toplanması
heva-yı nefis : nefsin hoşuna giden, gelip geçici yasak arzu ve istekleri
iltica etmek : sığınmak
inkıta : kesilme, sona erme
ism-i fâil : gr. bir iş, oluş veya durumu yüklenen şahsı bildiren kelimedir, meselâ; kâtip
ism-i mef’ul : gr. bir iş, oluş ve hareketin kendisine yapıldığı veya tesir ettiği şeyi gösteren kelimedir, meselâ
istimdad etmek : yardım istemek
istimrar : devamlılık
itikad etme : inanma, iman etme
itikad : inanç
kasavet-i kalb : kalb katılığı
kat’îleşmek : kesinleşmek
kudret-i ezeliye : başlangıcı olmayan, ezelden beri var olan Allah’ın sınırsız güç ve iktidarı
lütuf : iyilik, ikram, bağış
meâd : dönülecek yer; ölümden sonraki yaratılış, haşir
mebde’ : başlangıç; ilk yaradılış
medet : yardım
müsterhimâne : yalvararak, merhamet dileyerek
mütevakkıf : bağlı
nefis : insanı daima kötülüğe, maddî zevk ve isteklere sevk eden duygu
nifak : münafıklık, ikiyüzlülük
Sâni : her şeyi mükemmel ve san’atlı bir şekilde yaratan Allah
şe’n : iş, özellik
şer : kötülük
tabi olmak : uymak
teneffür etmek : nefret etmek
tenfir : nefret ettirme
tevahhuş etmek : korkmak, ürkmek
tevbe : pişmanlık duyarak günahtan dönüş
vehim : kuruntu, varsayım
zulümat : karanlıklar
Yükleniyor...