Block title
Block content
İkinci Nükte: Madem Kur’ân-ı Hakîmin her harfinin okunmasıyla öyle bir kıymeti olur ki, bir harf, on, yüz, bin ve binler sevabı ve bâki meyve-i uhrevîyi verecek mahiyettedir. Elbette Eski Said’in bu tefsirinde bir saç gibi, bir zerre gibi, Kur’ân’ın kelimatına temas eden nükteleri izah etmesi israf değil, ehemmiyetsiz değil; belki göz kapaklarının kirpikleri ve belki gözbebeğinin zerreleri gibi kıymetli olduğunu hissetmiş ki, o dehşetli harp içinde bu incecik saç gibi münasebetleri yazmaktan ve düşünmekten, avcı hattında düşman gülleleri onu şaşırtmamış, ondan vazgeçirmemiş. HAŞİYE

Üçüncü Nükte: Türkçeye tercümesi, Arapçadaki cezalet, belâgat ve harika kıymetini muhafaza edememiş, bazan da muhtasar gitmiş. İnşaallah Arabî tefsir, bu tercümenin âhirinde bir mâni olmazsa neşredilecek; tercümedeki noksanlarını izale edecek. Fakat Arabî tefsirde tevafukun envaından çok harikalar vardır; beşer ihtiyarı karışmamıştır. Onun için, o matbuun aynı tarzında -imkânı varsa- mümkün olduğu kadar çalışmak lâzımdır ki, alâmet-i makbuliyet olan o harikalar kaybolmasın.
Said Nursî

• • •

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

HAŞİYE : Acaba böyle bir adam, hiç mümkün müdür ki; dini, siyasete, dünyaya alet etsin? Bu ithamı yapanların ne derece adaletten hariç bir zulüm ettikleri anlaşılır. (Nur talebelerinden: Zübeyir, Bayram)
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

âhir : son
alâmet-i makbûliyet : bir şeyin kabul görmesinin işaret ve belirtisi
Arabî : Arapça
bâkî : ebedî, devamlı, sürekli
Bayram :
belâğat : sözün düzgün, kusursuz, hâlin ve makamın icabına uygun olması
beşer : insan
cezalet : güçlü ve düzgün ifade, güzel anlatım
delâlet : delil olma, işaret etme
envâ : çeşitler, türler
Eski Said : (bk. bilgiler – Bediüzzaman Said Nursî)
haşiye : dipnot, açıklayıcı not
ihtiyar : irade, dileme, tercih
işârât : işaretler, belirtiler
itham : suçlama
izah etmek : açıklamak
izale etmek : gidermek
kelimât : kelimeler, sözler
Kur’ân-ı Hakîm : her âyet ve sûresinde sayısız hikmet ve faydalar bulunan Kur’ân
lâfz : söz, ifade
mahiyet : esas nitelik, özellik
mâni : engel
matbu : basılmış olan eser
meyve-i uhrevî : âhiret meyvesi
muhafaza etmek : korumak
muhtasar : kısa, özet
münasebet : bağlantı, ilişki
neşretmek : yayınlamak
nükte : ince ve derin anlamlı söz
tarz : biçim, şekil
tefsir : açıklama, yorum; Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap, eser
tevafuk : denk gelme, uygunluk
vehim : kuruntu, varsayım
vesvese : kuruntu, şüphe
zerre : atom, çok küçük parça
Zübeyir : (bk. bilgiler – Zübeyir Gündüzalp)
Yükleniyor...