Block title
Block content
Ehl-i Sünnet ve Cemaate karşı Şîa-i Velâyetin hakkı yoktur ki, Ehl-i Sünneti tenkit etsin. Çünkü Ehl-i Sünnet, Hazret-i Ali’yi (r.a.) tenkis etmedikleri gibi, ciddî severler.

Fakat hadisçe tehlikeli sayılan ifrat-ı muhabbetten 1 çekiniyorlar. Hadisçe Hazret-i Ali’nin (r.a.) şîası hakkındaki senâ-yı Nebevî, 2 Ehl-i Sünnete aittir.

Çünkü istikametli muhabbetle Hazret-i Ali’nin (r.a.) şîaları, ehl-i hak olan Ehl-i Sünnet ve Cemaattir. Hazret-i İsâ Aleyhisselâm hakkındaki ifrat-ı muhabbet Nesârâ için tehlikeli olduğu gibi, Hazret-i Ali (r.a.) hakkında da o tarzda ifrat-ı muhabbet, hadis-i sahihte, tehlikeli olduğu tasrih edilmiş. 3

Şîa-i Velâyet eğer dese ki: “Hazret-i Ali’nin (r.a.) kemâlât-ı fevkalâdesi kabul olunduktan sonra Hazret-i Sıddık’ı (r.a.) ona tercih etmek kabil olmuyor.”

Elcevap: Hazret-i Sıddık-ı Ekberin ve Fâruk-u Âzamın (r.a.) şahsî kemâlâtıyla ve veraset-i nübüvvet vazifesiyle zaman-ı hilâfetteki kemâlâtıyla beraber bir mizanın kefesine; Hazret-i Ali’nin (r.a.) şahsî kemâlât-ı harikasıyla, hilâfet zamanındaki dahilî, bilmecburiye girdiği elîm vakıalardan gelen ve sû-i zanlara mâruz olan hilâfet mücahedeleri beraber mizanın diğer kefesine bırakılsa, elbette Hazret-i Sıddık’ın (r.a.) veyahut Fâruk’un (r.a.) veyahut Zinnureyn’in (r.a.) kefesi ağır geldiğini Ehl-i Sünnet görmüş, tercih etmiş.

Hem, On İkinci ve Yirmi Dördüncü Sözlerde ispat edildiği gibi, nübüvvet, velâyete nisbeten derecesi o kadar yüksektir ki, nübüvvetin bir dirhem kadar cilvesi, bir batman kadar velâyetin cilvesine müreccahtır.

Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler:

1 : Müsned: 1:160; Nesâi, es-Sünenü’l-Kübrâ: 5:137; el-Hâkim, el-Müstedrek: 3:132.
2 : et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsad: 6:354, 355, 7:343.
3 : Buharî, Tarihü’l-Kebîr, 2:1:257; Ahmed ibni Hanbel, Fedâilü’s-Sahâbe, no: 1087, 1221, 1222; el-Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, 9:133; İbnü’l-Cevzî, el-İleli’l-Mütenâhiye, 1:223.
« Önceki Sayfa  | | Sonraki Sayfa »
Önceki Risale: Üçüncü Lem'a / Sonraki Risale: Beşinci Lem'a
Ekranı Genişlet
Lügat Listesi

Lügatler :

adâvet : düşmanlık
Aleyhisselâm : Allah’ın selâmı onun üzerine olsun
batman : yaklaşık 8 kg. ağırlığında bir ağırlık ölçüsü
bilmecburiye : zorunlu olarak
cilve : görünme, yansıma
dirhem : yaklaşık üç grama denk olan bir ağırlık ölçüsü
ehl-i hak : hak ve doğru yolda olan kimseler
Ehl-i Sünnet/Ehl-i Sünnet ve Cemaat :
ehl-i şirk ve dalâlet : Allah’a ortak koşanlar ve hak yoldan sapmış inançsız kimseler
elîm : acı ve sıkıntı veren
Fâruk-u Âzam :
feci : kötü
gayz : hiddet, öfke
hadis : Peygamber Efendimizin (a.s.m.) mübarek söz, fiil ve hareketi veya onun onayladığı başkasına ait söz, iş veya davranış
hadis-i sahih : hakkında şüphe edilmeyen ve doğruluğu kesin olarak bilinen Peygamberimizin sözü
Hazret-i Ali :
Hazret-i İsâ :
Hazret-i Sıddık-ı Ekber :
hilâfet : halifelik, Peygamberimizin vekili olarak din ve dünya işlerinde genel reislik
ifrat-ı muhabbet : aşırı sevgi
istikamet : doğru
kabil : mümkün, olabilir
kefe : terazi gözü
kemâlât : mükemmel ve üstün özellikler
kemâlât-ı fevkalâde : olağanüstü, mükemmel özellikler
kemâlât-ı harika : olağanüstü üstün ve mükemmel özellikler
mâruz olma : uğrama, hedef olma
mizan : terazi
muhabbet : sevgi
muharebe : savaş
mücahede : cihad etme, mücadele
müreccah : tercih edilen, üstün olan
Nasârâ :
nisbeten : oranla
nokta-i nazar : bakış noktası
nübüvvet : peygamberlik
senâ-yı Nebevî : Peygambere ait övgü
sû-i zan : kötü zan
Şîa :
Şîa-i Velâyet :
tasrih etme : açıkça ifade etme
tenkis etmek : değerini düşürme, eksik görme, gösterme
vakıa : olay
velâyet : velilik
veraset-i nübüvvet : peygamberin vârisliği makamı
zaman-ı hilâfet : halifelik zamanı
Yükleniyor...